#kalbimlesohbetler

,

#18 Namaskar kalbim,

Bu yazıyı okurken, Angelika Akbar’ın “Love”ını dinle olur mu? Bu yazıya da fotoğrafa da ilhamım o oldu. Günlerdir onu dinliyorum, onunla dans ediyor, yoga yapıyorum. Bir video da çektim ama içimden gelmedi yayınlamak. Bu ara içimden pek bir şey yapmak gelmiyor. Benim ülkemde çok yalnızlık var artık. Kaygı ve öfke var. Topraklarımın bereketi, suyumun tadı eksiliyor. Benim ülkemde, kalbim; nefes almak güçleşti. Korku ile nefes almak zor oluyormuş. Bazen bir panik dalgası kaplıyor içimi. Bazense yoğun bir yeis, keder. Kimi zaman neşeleniyorum yine de. Bayağı içten gülebiliyorum. O ana yapışmak, o anda, o duyguda kalmak istiyorum. Ama… O da geçiyor. Şimdi zamanın ağır bir su gibi aktığı bu zamanlarda, sıkça şu soruyu yineliyorum zihnimde: Korkuyu sevgiye nasıl dönüştürebilirim? Çünkü biliyorum, her birimiz bunu yaptığımızda, sevgi kazanacak. Bir kalpten öbürüne, bir evden diğerine, sokaklardan caddelere, şehirlerden ülkeme ve tüm dünyaya sevgi akacak. İçten gülebilecek, yarına güvenebilecek, bir olabileceğiz, biliyorum. Bana hayalperest diyebilirsin, ama biliyorum ki; yalnız değilim. Ben korkumu, kızıma, eşime dostuma, aileme, işime gücüme, inandığım şeylere sımsıkı sarılarak dönüştürebiliyorum. Sen de kendi cevabını bul. Hadi, kapat gözlerini, inan yapabileceğimize. Yenelim bu karanlığı bir’likte. Hadi kalbim…

#19 Etraf kötü derdi annem küçükken. O zamanlar sinir olduğum bu laf şimdi benim zihnimde dönüp durmakta küçük kızıma bakarken. Elinin elimde olmadığı her an, sanki hiçbir şey elimde değilmiş hissi büyümekte gün be gün. Etrafın gittikçe kötüleştiği zamanlardan geçerken, içimdeki kötüyü sorguluyorum. “Ne kadar büyüktün/sün (belki de) ki; bu sürece tanıklık ediyorsun?” Bu kelimeleri yazarken, içimde bin farklı kimlik kol geziyor. Biri; yazma derken, öbürü yazmaya devam ediyor. Bir başkası, yazanı yargılayıp, kınıyor: peh, hocaya da bak, nasıl da negatifi besliyor, diye. Yine bir başkası: saçmalama, insansın sen, endişe duyman çok normal, diye onaylarken yazan yanımı, öbür yanım: tamam böyle hissedebilirsin ama sakla hislerini, diyor. Ve böyle daha niceleri konuşuyor da konuşuyor. Neticede; güvende hissetmiyorum, yurtdışı ev olanaklarını düşünüyorum, ama her bir köşesine atalarımdan gelen en derin bağlarla bağlı olduğum, taşı ayrı, göğü ayrı, suyu ayrı güzel memleketten nasıl ayrılabileceğimi düşünmek dahi istemiyorum, evladımı, eşimi dostumu, ailemi, sevdiklerimi daha da yakınımda tutuyorum, işimi tüm gücümle yapmaya devam ediyorum, iyi insan olmaya çalışıyor ve iyi olanları ya da olmaya çalışanları yakınıma alıyorum, kalbimdeki ümit çiçeklerini soldurmamaya gayret ediyorum, her akşam zihnimin sularında hayalimdeki refah, emniyet, barış ve sevgi dolu toprakları yeniden ve yeniden canlandırıyorum. Çabalıyorum… nefes alabilmek, iyi ve güzel olanı besleyebilmek için çabalıyorum. Hiçbir konuda iddiam yok, hiçbir şeyi çok iyi bilmiyorum, hiçbir şeyi çok iyi yapamıyorum. Kalbimi dinliyorum çoğu zaman… bir çabanın içindeyim. Bir çoğunuzu tanımıyorum, ve bunu çok da umursamıyorum. Biliyorum ki; iyi insanlar olmaya çalışanlardanız bir çoğumuz. Yine de hesabımı bir süreliğine dışarıya kapattım. Çünkü; maksadı aşan mesajlar vb son dönemde artmaya başladı. Önlem almak ihtiyacı hissettim. Neyse… “Yer gök dua ile” demişler. İstediğimiz dilde, en önemlisi kalbin dili ile dua edelim. Kendimizin, evlatlarımızın, anne babamızın, kardeşlerimizin, eş dost tanıdık… işte aklımıza kim geliyorsa, her birimizin ve hepimizin güvenliği, akıl, ruh ve beden sağlığı için dua edelim. Ninelerimden kalma alışkanlıklarımı, yaklaşık yirmi yıldır öğrenmeye çalıştığım yardımcı iyileşme yöntemlerini, hoşuma giden ve ilham vereceğini düşündüğüm tüm güzel şeyleri paylaşmaya devam edeceğim. Umut, elde kalan tek can simidim. Bırakmayacağım… Bırakmayalım.

#20 Merhaba,

Bugün yazı yazmak değil de başka bir keyfi paylaşmak istedim. Bin derde deva denir ancak tüm bitki, baharat vs kullanırken dikkat etmek, süregelen bir rahatsızlığımız, ya da düzenli kullanmakta olduğumuz ilaçlar varsa, bir bilene danışmadan kullanmamak gerekir. Bu uyarıyı verdikten sonra devam edebiliriz. Zerdeçallı süt yaptım #instastory de… Ama bir sor; niye yaptım? Şöyle ki:

Zerdeçal, vücuda direnç verir, depresyonu azaltır, sindirim sağlığına yardımcı olur, karaciğer detoksunu sağlar, kanı temizler, kan dolaşımını artırır, yaraların iyileşmesini hızlandırır, ağrıyı azaltır, kalp-damar hastalıklarına karşı korur. Karabiber ile karıştırıldığında etkileri daha güçlü hissedilir. Tüm yemeklere katılabilir.

(Not: ayurvedik beden tipini bilmek, tüm baharat kullanımlarında da önemlidir)

Zerdeçallı süt, uykuya geçişi  kolaylaştırır. Soğuk algınlığı, boğaz ağrısı, hazımsızlık, ishal, adet krampları, baş ağrısı ve artrit de dahil olmak üzere bir çok rahatsızlığın etkilerini hafifletmeye yardımcıdır.

Yapılışı:

Ben badem sütü ile yapıyorum. İsteyen farklı bir süt de kullanabilir.

Önceden su ve karabiber ile zerdeçalı kısık ateşte karıştırarak bir macun elde ediyoruz. Bunu daha sonra da kullanmak için buzdolabında koruyabiliriz. Badem sütünün içine bu karışımdan, bir çay kaşığı kadar hindistan cevizi yağı, bir tutam kakule ve bir kabuk tarçın ekleyerek ısıtıyor ve içmeye hazır hale getiriyoruz.

Afiyet olsun

 

Aslı Can
Yoga Eğitmeni