#kalbimlesohbetler

,

#25 Karantinamın dördüncü gününde yoga yapmak istedim. Zor geldi, gözümde büyüdü. Bıraktım. Satın alınıp, okuma sırasına sokulmuş kitaplar yığınımdan bir kitap çektim. Alfred Adler’in “İnsanı Tanıma Sanatı” çıktı. Şöyle diyor bir yerinde: “Ormanı anlamak istiyorsanız, yalnızca kıyıda bir ileri bir geri gezinmekle yetinemezsiniz. Ona yaklaşmalı ve içine inmelisiniz, ne kadar tuhaf ve ürkütücü görünürse görünsün.” Yoga derslerimde buna benzer bir öneride bulunurum bazı duruşlarda. Özellikle bir duruşun içinde uzun kaldığımız, uzun uzun esnediğimiz zamanlarda. Esnemekten korkma ama acıya dönüşmesine olanak verme. Esnedikçe o duygunun içine gir. Sana ne hissettiriyor? Bu olumlu bir duygu ise her nefesle onu daha da besle, kuvvetlendir. Yok, eğer bu hoşuna gitmeyen bir duyguysa bir adım gerile, korkmadan, kaçmadan… Sadece bir adım gerile ve bu duyguya dışarıdan bak. Onu olumluya dönüştürmen için ne gerekli? Daha fazla zaman, daha fazla nefes… ? Bedenine gereken zamanı tanı, telaşsız nefeslerle, zarif hareketlerle ilerlemesine izin ver. İster karanlık bir orman olsun bizi ürküten, isterse de bir yoga duruşu… Önemi olan o ormana ya da o duruşa giden yolda geçen zaman ve o yola çıkılırken atılan ilk adım. Adım atmaktan korkmadan ilerlemeye başlamak… Temkinli ama korkusuz. Gandhi’nin dediği gibi: “Düşmanımız olmalı ise eğer; bu, nefret değildir. Korkudur”. Korkma kalbim #kalbimlesohbetler #gandhiquotes #fearistheenemy #yogabenimilacim

#26 Herkesin sarayına kimse karışamaz… Elbette bir keşiş değilim. Yemeyi içmeyi, gezmeyi tozmayı, giyim kuşamı severim. Dost meclislerinde akşamı sabah etmeyi, iki kadeh devirip, iki lafın belini kırmayı da severim. Yine de bilirim; hiçbiri olmadan da yaşayabilirim. Ruhumu, çocuk göğüme taşıyan bir uçurtmanın altında, Çatı Sokak’taki sarı koltuğu taht edinebilirim. Gönlümün sarayının sultanı olabilir, dünü ve yarını unutabilirim. Kalbimi dergâh edinir, tefekküre dalarım. Acıma, ağrıma hamd eder, neşeme şükrederim. Eyvallah der, olana ve olacağa, teslim bayrağımı çekerim. Beyaz, sade ve telaşsız… Bunları yapabilirim, yapabiliriz değil mi kalbim? Dünya ile güneş arasına ay girince, dünyanın karanlıkta kaldığını, yaratan ile kul arasına dünya girince, kulun karanlıkta kaldığını unutmazsak… Yaparız be kalbim. #kalbimlesohbetler #goodnight #pozitifenerji #matındışındaben

#27 Frida Kahlo, aslında sanatçı değil de doktor olmayı istiyormuş. 18 yaşında geçirdiği kazadan sonra yatağa mahkum olunca babası, kendisini oyalaması için ona kendi fırçasını ve boyalarını vermiş ve bu ufacık tefecik kadının dev ve ikonik bir ilham kaynağına dönüşme süreci başlamış. Yaşam hikayesini soranlara hep söylediği gibi; “Her şey değişir, her şey yer değiştirir.” Hayatımızın ne zaman ya da nasıl değişeceğini bilemeyiz. Çoğu zaman kaygı ile beklediğimiz ya da karşıladığımız bu değişimler belki de mucizelerimizin kapısını açacak altın anahtarlardır. Yaşam deneyimimizin sonsuz potansiyeller olasılıklarını hatırlamamızı sağlayacaktır belki de bu değişimler. Bir Çin Atasözü der ki; 7 kere düştüysen 8 kere ayağa kalk… Peki ya Frida’nın ve kim bilir, belki benim ya da senin, ya da her birimizin her ayağa kalkma çabamızda çektiğimiz acılar ne olacak? Kocası Diego’ya söylediği sözü her okuyuşumda içimi inceden bir sızı kaplar: “Hayatımda iki büyük kaza geçirdim, Diego… Tramvay ve sen. Sen daha kötüydün.” Böylesi bir sitem ancak çok yaralanmış bir kalbin dile dökülmüş hisleri olabilir diye düşünürüm. “Acı büyümenin bir parçasıdır. Ve unutmayın, bir şey canınızı yaktığında içinizdeki başka bir şey bastırılmıştır. Acıdan kaçınmaktansa içine dalın. Bırakın canınız yansın! Tamamen acısın ki yara tamamen açılsın. Yara bir kere tamamıyla açılırsa iyileşmeye başlar. Acıyı hissettiğinizde ondan kaçarsanız; acı içinizde kalır ve tekrar ve tekrar karşınıza çıkar.” diyen Osho’yu getiririm aklıma o zaman. Kabul ederim acıyı, iliklerime kadar çekerim…  Yazıda kolay, sözde daha kolay… Ve lakin; özde… Özde, aslen; yürek közde bir süre. Ama bir süre. Ne zaman ki vakti doluyor yangının, sönüyor eninde sonunda. İşte o zaman, küllerinden doğan Zümrüd-ü Anka gibi çocuk zamanlarımın en huzurlularına uçar kalbim. Bulutları komik şekillere benzetip gülerim yeniden. Rüzgarın kokusu burnuma değince, mutlu ağaçların yaprakları gibi silkelenirim. Bayırdan aşağı çığlık çığlığa “yuvarlanmaca” oynadığım çocukluk arkadaşlarım yanımda biterler. Annem eve çağırır alacakaranlıkta… Kiraz, karpuz ve taze fasulyeli yaz soframıza otururuz ailece… Değişimi ve beraberinde getirdiklerini iliklerime  kadar çekince olur bunlar. Tersini de denedim hoşuma gitmeyen durumlar yaşadığımda. Reddettim, inkar içinde isyan ettim. Ama daha fazla karanlığa gömüldüm her seferinde. Nasıldı, tam olarak ne zamandı hatırlayamıyorum; bir gün, Frida’nın hayatını okudum. Önce gözlerimle, sonra aklımla… sonra kalbimle, sonra ruhumla… Ve uzak diyarlarda yaşamış, bu paramparça kadın benim parçalarımı topladı. Yara almamayı olmasa da, yara sarmayı öğrendim. Artık biliyordum; hayat bazen planlarını değiştirebilir ve bu kötü bir şey olmak zorunda değildir. #kalbimlesohbetler #frida #osho

#28 Ard arda terapilerle geçen pazartesimtırak cumartesinin sonunda tam yoga matımla bakışıp, “her yerlerim ağrıyor doktor” diyecekken şu yazı çıktı karşıma: (kaynak belirsiz)

  • Miden ağrıyorsa; Yaşamında olan her şeyin senin en yüksek hayrına olduğunu bil ve sevgiyle hazmet
  • Boynun ağrıyorsa; olaylara farklı açılardan bakıp pozitif taraflarını görmeye çalış, şimdiki bakış açın doğru olmayabilir inadı bırak
  • Belin ağrıyorsa; paraya olan kötü bakış açını fark edip değiştir
  • Ayak ve bacakların ağrıyorsa:

Sol taraf için ; geçmişle bağlarını kopartıp geçmişte yaşamaktan vazgeç

  • Sağ taraf için ; gelecekten korkma, kendi geleceğin için ÖZ’e ve akış’a güven
  • Başın ağrıyorsa; değersizlik duygunun farkına var, kendini önemse!
  • Geceleri uykunda dişlerini gıcırdatıyorsan; biriktirdiğin öfkeleri serbest bırak!
  • Gözlerinde bozukluk ve ağrı varsa; görmen gereken neyi inatla görmek istemiyorsun farkına var ve görmeyi seç
  • Kulaklarında ağrı varsa ve duyma bozukluğu yaşıyorsan, inatla kendini etrafın ve iç sesine kapatma, duymayı seç, o seslerden sana mesaj var unutma!
  • Regl ağrın varsa; dişiliğini ve bunun sana sunduğu avantajları sevgi ile kabul et
  • Sırtın ağrıyorsa; suçluluk duygusundan vazgeç!
  • Omuzların ağrıyorsa; başkalarının yüklerini, sorumluluklarını taşımaktan vazgeçmenin Zaman’ı gelmiş de geçiyor bile!
  • Boğazın ağrıyorsa; kendini sevgiyle ifade etmeyi seç, çekingenlikten vazgeç
  • Alerjin varsa; kendi gücünü reddetmeyi bırak Kime alerjin olduğunu düşün ve bu duyguyu serbest bırak
  • Diş ağrın varsa; kararsızlığı bırakma vaktin gelmiş demektir.
  • Bağırsaklarında problem varsa; ihtiyaç duymadığın şeyleri atmanın zamanı geldi de geçiyor…
  • Kalbin ağrıyorsa; içerisi üzüntü ve beklentilerinin karşılanmamasıyla doludur. Bütün bu duyguları silkin ve denize dök. Unutma sen herkesten daha değerlisin. Kendini sev yeter…❣ #positivevibes #pozitifenerji #holisticapproach #butunculyaklasim

#29 GHEE Tuzsuz tereyağının kısık ateşte, ağır ağır, köpükleri alınarak eritilmesi sonucu elde edilir. Türkiye’de “sade yağ” diye de bilinir. Zihin fonksiyonları, cilt problemleri, yüksek ateş, kronik ateş, beyin sağlığı, kırışıklık, yaralanma, egzama, bağışıklık güçlendirici, zayıf bünyesi olanları kuvvetlendirmek için, cilt kuruluğu, göz altı torbaları, bağırsak sağlığı için çok faydalıdır. Yüksek ısıda toksik etki göstermez. Sindirimi çok kolaydır. Kolesterolü yükseltmez. Ayurvedik beden terapilerinde önerilen çeşitli kullanma şekilleri vardır. Kavanozuna, sakladığımız ya da sunduğumuz kabına bir defne yaprağı koyduğumuzda, şifalandırma enerjisinin yükseldiği söylenir. #kalbimdentarifler #ghee #gheebutter #goodfat #iyiyaglar

 

Aslı Can
Yoga Eğitmeni