#kalbimlesohbetler

,

#34 TADA İMA / NOW & HERE / ŞİMDİ ve BURADA Her gün belli sürelerde yaptığınız meditasyonu bütün gününüze yayabilirseniz uyku ihtiyacınız azalır. Kısa süreli uykularla bile dinç kalabilirsiniz. Bu, meditasyonu yayma işlemi, temel zen prensiplerinde “tada ima” yani “Now and here” – “şimdi ve burada” olarak geçer ve her yaptığını “orada olarak”, en mükemmel şekilde yapmaya çalışmak  (ve bunu yaparken sadece yapılan şeyi düşünmek orada olarak yapmak, sadece yapılan şeyde olmak) olarak da kısa bir şekilde açıklanabilir. Mesela şimdi gözlerini kapa… Güzel bir nefes al, farkına var nefesinin. Nefes alabiliyor olmanın idrakinde, şükrederek bırak. Sonra aç gözlerini. Göğe bak, bulutlara, güneşe, yağmura, ağaçlara, kuşlara… Görebiliyor olmanın idrakinde, şükret. Bunu yaptıkça güçleneceksin. Yaşam enerjisiyle dolacaksın. Kendine, çevrene ve bütüne hayrın olacak. Bunun için akşamı, yarını, önümüzdeki haftayı beklemeye de gerek yok. Ol’mak yeterli. Tada ima, şimdi ve burada. Ol… #kalbimlesohbetler

#35 Tüm dolunay uykusuzlarına…”Benim meditasyonum çok basit. Zor pratikler gerektirmiyor. Çok basit. Benim meditasyonum şarkı söylemek. Dans etmek. Sessizce oturmak.” diyen Osho’ya yürekten katılıyorum. Meditasyon için özel bir çaba gerekmemelidir. Ruhun, aklın ve kalbin hafiflemesi yeterlidir. Yemek yapmayı çok seven birini düşünün. Her bir baharatı gülümseyerek koklayan, sebzeleri bulunmaz hint kumaşları gibi hafifçe dokunarak yıkayan, yemeği pişirirken hafif bir şarkı mırıldanan. Kimisine pasta yapmaktır bazen meditasyon, kimisine ise pastayı yemek. Benim meditasyonum da çok basit. Bugün, tüm gün meditasyon yaptım mesela. Sabah bir sevdiğimle kahvaltı yaptım, üstüne access bars seansı aldım, öğlen başka bir sevdiğimle, en bi çok kıymetlilerime hediyeler baktım, öğleden sonra kızımı okuldan aldım, sarıp sarmaladım. Akşama güzel bir şiir okudum, ona bir resim yaptım (resmi yaparken anladım; bir Van Gogh kolay yetişmiyormuş). Ruhum kuş gibi şimdi… İşte bunlar hep meditasyon… #kalbimlesohbetler

#36 Gri siyah Mayıs olur mu? Oluyor işte… Sonradan bilge olur mu? Olmuyor işte. Bazen okuyorum eski öğrencilerimin, kendimin ya da tanıdıklarımın yoga ile yaşadıkları/yaşadığımız müthiş değişimleri anlatan yazılarını/yazılarımızı. Söz uçar yazı kalırdı eskiden değil mi? Artık yazı da uçuyor. Yazdıklarımızı hayatlarımıza geçirebildiğimiz oranda gerçeğimiz onlar. Aksi takdirde bu, yaşam deneyimimizin en büyük yanılsaması olur. Bizleri okuyanları yanıltmak değil kast ettiğim. Kendi kendimizi yanıltmak… Bir süre sonra inanır oluruz yazıp yapmadıklarımıza. Onları yapıyoruz zannı ile gelişme olasılığımızın önünü keseriz. Ruhsal gelişim sözle değil eylemle olur. Dün Asya hastalandı. Öksürük, ateş… Sabaha kadar uyumadık ikimiz de. Yorgun, bitkin kalktık. Sonra Sıdıka geldi. (Fotoğrafta yanımda, dergi okur gibi yapan). Bak dedim, seni yazacağım bugün, ona göre. Yaz bacım dedi, herkes duysun. Sıdıka, doğuştan bilgelerden. Hayat biraz çetin sınavlardan geçirmiş onu hep, hala da geçirmekte. Ama nasıl güçlü, dayanıklı… En köşeye sıkıştığımı hissettiğim, mutsuz ya da bitkin olduğum zamanlarda bir sözü, bir hareketi ya da bir keki ile doğrultuverir bükülmüş belimi. Bugün de bitkin halimizi görünce, baktı ben hiç konuşmuyorum bilmiş bilmiş, susmuşum köşemde; kalk hadi kalk dedi, bahçeye matımı serdi. “Sen yogonu yapmazsan kendine gelemezsin. Azcık debelen tepen üstü de kafana kan yürüsün. Toparlan.” Yani işte bilmek başka, bilmişlik başka, olmaksa bambaşka… Olmayınca olmuyor, olunmuyor. #kalbimlesohbetler

#37 BİR ZAMAN – BİR YER

B: Prens öpmüştüm, kurbağaya döndü…

H: *’Akıl ümitsizlik yolunu tutar mı hiç?

Aşk gerek ki o yana başını ayak etsin de koşup gitsin,

Hiçbir şeye aldırmayan Aşktır, akıl değil…

Akıl, fayda elde edeceği şeyi arar,

Aşk yılmaz, yanar-yakılır, erir, utanma-sıkılma nedir, bilmez…

Değirmen taşının altındaki buğday gibi

O da belalara düşer de gık bile demez

Öyle pek yüzlüdür ki ardına dönmez bile….

Gönlündeki fayda arama isteğini öldürmüştür O …

Varını-yoğunu ortaya döker, oynar, yutulur, kar aramaz…..

Allah’tan aldığı gibi hepsini gene Allah’a verir.

Aşk mezhebinde her şey AŞK’a kurbandır.’ demiş Rumi.

Elbet onun bahsettiği ilahi aşktır, ama hadi gel onu bu ana, senin hayatına uyarlayalım.  Sen hiçbir şeye aldırmadan yaşadın mı aşkını? Varını yoğunu ortaya koydun mu?

Sızlanmayı bırak da şükret seni yaratan ve sana bu aşkı tattırana. Aşkı kabul ediyorsan beraberindeki tebasını da kabul etmek mecburiyetine girersin – ki onların içinde ayrılık ve beraberinde elem de vardır.  Hep zevkten ibaret olsaydı hayat, hani ağlayıp duruyorsun ya erken yaşta kaybettiğin dostuna; çok vakitsiz gitti cancağızım, diye, nasıl hissedecektin o derin kederi iliklerinde ve gözyaşların akmasaydı nasıl kusacaktın içindeki acıyı?

Bu adamcağız hiç mi bir şey eklemedi sana? Hiç mi bir şey vermedi? Öğretmedi?

Bugünkü ödevin bu: Bu sevgili ve yaşattıkları, belki de senden aldıkları; sana aslında neler kazandırdılar? Düşün ve bir cevapla gel yanıma… Unutma, aşk mezhebinde her şey aşka kurbandır, tamam mı kalbim?  #kalbimlesohbetler #mevlana #rumi #yolcu

#38 Ayurveda’ya göre her insanın iki hâli vardır. Birincisi yaratılışla gelen prakritisi (mizacı), ikincisi ise yaşam deneyimi boyunca oluşabilen vikritisi, mizaç bozulması ya da dengesizliğinin mevcut durumu (hastalık, rahatsızlık, mutsuzluk, depresyon vb). Vikriti, aslında doğrudan hastalık anlamına gelmez. Hastalık için potansiyel ortam oluşmaya başlamış demektir. Ayurveda terapisti olarak bizlerin görevi, vikritiyi prakritiye yaklaştırmaktır. Bunun için ayurvedik terapi uygulamaları yapılır. Yine ayurvedaya göre olası vikriti sebeplerinden birkaçı şunlardır: *Genetik yapıdaki bozukluklar *Dengesiz ve/ya yetersiz beslenme *Bağımlılıklar *Takıntılar  *Ağır metaller/kimyasallar (aşılar, ilaçlar vb) *Karın bölgesinde yağlanma *Bastırılmış duygular *Beden zekasını dinlememek *Beden tipine uygun olmayan egzersizler yapmak ( bunu daha sonra detaylı yazacağım ) *Açık havada yalnız uyumak *Aşırı seyahat etmek *Yetersiz ya da rahatsız uyku. Peki, prakriti ne zaman normale döner? Ayurvedik terapi uygulamaları sonrasında, ilk derin uyku ile… Bundan sonra şifa gerçekleşmeye başlar… #kalbimdentarifler #ayurveda

 

Aslı Can
Yoga Eğitmeni