Kapılar

,

Yaşamda karşımıza farklı zamanlarda farklı kapılar çıkar. Her kapı başka bir yola açılır, kendimizi ve ihtiyaçlarımızı tanıyıp anladıkça; bize neyin iyi gelip gelmediğini daha iyi anlamaya başlarız. İhtiyaçlarımızın farkında olmak ve bize iyi gelen kapıları bulmak bazen akışta kendiliğinden olur, bazen de çaba gösterip destek alarak.

Geçen haftalarda PCC Profesyonel Koç Kemal Başaranoğlu’nun bir süredir gönüllü olarak sürdürdüğü “Yeni bir kapı açmaya var mısın?” adlı “Farkındalık Atölyesi”ne katıldım. Kemal Bey, atölyeyi koçlukta kullanılan araçlardan birisi olan kartlarla yürüttü. Kartları kullanmak duyguları kalpten dile taşıyarak, onları ifade etmeyi kolaylaştıran, güçlü olduğu kadar keyifli bir araç benim için. Atölyede açmak istediğim yeni kapımın nasıl bir kapı olduğu,kapının rengi, şekli, biçimi, büyüklüğü, açık mı kapalı mı olduğu, kapının arkasında ne olduğu gibi soruları kartlar üzerinden hayal etmek keyifli bir süreç oldu. Kapımı imgeleyip kağıda çizdikten sonra kapımın bana düşündürdüklerini ve hissettirdiklerini grupla paylaşmak; bunu da profesyonel bir koçun kolaylaştırıcılığında yapmak bana çok iyi geldi. Grupta herkesin kapısının birbirinden ne kadar farklı olduğunu görmenin ve herbirimizin kapısıyla olan ilişkisini gözlemlemenin kendisi bile bana başka kapılar açtı.

Bu atölye çalışmasının ardından tam da işle ilgili yeni kapıları aralamanın eşiğindeyken, Uluslararası Profesyonel Koçluk Federasyonu’nun (ICF Türkiye) düzenlediği toplantıda Profesyonel Koç Nazlı Ermut’un “İş’te Anlam ve Mutluluk” başlıklı konuşmasını dinledim. Nazlı Hanım konuşmasında işyerinde “çalışan memnuniyeti” kavramının zaman içinde “işyerinde anlam ve mutluluk” değerlerine doğru nasıl evrildiğini anlattı.  Nazlı Hanım’ın, kendi deyişiyle, “anlam ve mutluluğun elele tutuşmasının” çalışanlar için ne kadar önemli olduğunu anlatması kendimle ilgili bir şeyi fark etmemi sağladı:  Açmak istediğim yeni kapımın mutlaka anlam ve mutluluğa doğru açılmasını istediğimi fark ettim. Kemal Bey’in çalışmasında imgelediğim kapıyı kağıt üstüne çizerek somutlaştırmışken; buna anlam ve mutluluk değerlerini de ekleyince kapım ete kemiğe bürünmüş oldu.

İki koçun bu süreçte bana eşlik edişi hem içime hem de dışarı doğru açılan kapılarımdan içeri girmem için beni cesaretlendirdi. Her iki deneyim de bana seanslarda koçluk becerileriyle yaptığımız şeyin aslında kendi kapılarını arayanlara yol arkadaşlığı yapmak olduğunu bir kez daha hatırlattı ve “koçluk mesleğinin kapısından iyi ki girmişim!” diye düşündüm.  Antoine De Saint-Exupéry’in sevdiğim bir sözü var: “Görünen her şeyin gerisinde daha engin bir şey vardır; her şey, kendinden başka bir şeye açılan bir yol, bir kapı, bir pencereden başka bir şey değildir.”

Bu bahar kendimize, birbirimize, içeri ve dışarı doğru açılan kapılarımızın olduğu bir bahar olsun.

 

Mevlüde Sahillioğlu