Kasım’da Mutluluk…

,

Her ayın kendine özgü bir güzelliği var. Kasım ayında yolda yürürken sarılı, kırmızılı, turunculu yaprakların arasında yürümenin keyfi, rüzgarın içinizi hafif ürperten esintisi ve bu güzelliklerin bize hissettirdikleri…

Peki biz ne kadar farkındayız etrafımızdakilerin?

Hayatın akışı içinde koşuştururken etrafımızı ne kadar görebiliyoruz?

Yerde dökülen yaprakların arasında yürümek, yağmuru yüzünüzde hissetmek, yediğiniz çikolatanın ağzınızda bıraktığı tat, kahvenin mis gibi kokusu, sevdiğinizin sesi…

Sizi mutlu eden şeyler neler?

Hepimiz için mutluluğun reçetesi farklı. Carl Jung’a göre de mutluluğa bizi götüren yol; sahip olmayı hayal ettiğimiz şeylerden çok içimize yaptığımız yolculuklardan geçmektedir.

Jung’a göre, kendi mutluluğunuzu geliştirmenin aslında temelde beş yolu var. Bunlara şöyle bir bakalım ve nasıl mutluluğu yakalayabileceğimizi keşfedelim birlikte.

Beden ve zihin dengesini sağlayabilmek

Vücudumuza bakmak, egzersiz yapmak, doğru beslenmek, bedenimizin ihtiyaç duyduğu uykuyu alabilmek ve zihinsel sağlığımızı korumak bize genel olarak daha mutlu olabilmemiz için beden ve zihin dengemizi sağlamaktadır. Bizi taşıyan bu bedenimizin sağlığı aslında ilk temel adım olarak değerlendirilebilir. Bedenimizle birlikte zihin dengemizi de sağlayabilmek.

Bedeninizin ihtiyaçlarını farketmek, ona iyi bakmak, egzersiz yapmak ve nefes almak…

Sevgiyi paylaşmak

Sevgi hepimiz için, kendimizi iyi ve mutlu hissetmek için önemlidir. Sevgiyi ve sevildiğini yüreğinde, tam içinde hissetmek. Hayatını paylaştığın kişinin, annenin, babanın, kardeşlerinin, çocuklarının, arkadaşlarının, iş arkadaşlarının, komşularının sevgisi…

Hayatımızdaki herkes, bizi mutlu hissettirebilir. Sevgiyi paylaşmak bizi mutluluğa taşıyan diğer adımdır. Etrafımızdaki kişileri gerçekten duymak, gerçekten dinlemek, gerçekten anlamaya çalışmak. Sevgiyi paylaşmak…

Çevreni hisset

Günlük hayatınızın ritmini düşünün. Sabah kalktığımız saatten, gece yatıncaya kadar sürekli bir şeyler yetiştirmeye ve bir şeylere yetişmeye çalışıyoruz. Bazen yemek yemeği unuttuğumuz saatler…

Daha mutlu olmak istiyorsak, yavaşlatmalı ve çevremizdekileri farketmeye çalışmalıyız. Durup öğle yemeği ye, kahvenin kokusunu duy, yediğin pastanın tadını damağında hisset, yaprakların arasında yürürken rengini gör, sesini duy, çevrendekilerle bir şeyler paylaşmanın keyfini çıkar, bir arkadaşını ziyaret et, anın tadını çıkar.

Çevremizi, içinde yer aldığımız sahneyi farketmek için zaman ayırmak mutluluğumuzu arttırmaya ve stres seviyemizi de düşürmemize yardımcı olabilir.

İşini sevmek, hayatın tadına varmak

Hayatımızın önemli bir kısmını işte geçirmekteyiz. Çalışmak için yaşayan insanlar ile yaşamak için çalışan insanlar arasında büyük fark vardır.

Çalışma hayatımızdaki mutluluğumuz, yaptığımız işlerden keyif aldığımızda yükselmektedir ve çalışma hayatımızdan elde ettiğimiz mutluluk tüm hayatımızı da etkilemektedir.

Üretken olduğumuz zaman, mutluluk seviyelerimiz de yükselmektedir. Birçok kişi işlerine hiçbir zaman hisse koymazken, işlerinden ve ortaya çıkan sonuçtan gurur duyduklarından dolayı memnundurlar. Sizin için iş memnuniyetiniz, işyeri odaklı mı yoksa yaptığınız işin sizi tatmin düzeyi mi?

Ruh dengenizi keşfetmeniz

İnancınız ne olursa olsun sizi dengeye getirebilecek diğer bir unsur da ruhunuzun dengesini bulabilmektedir. En etkin olan da başta bahsettiğim beden ve zihin dengesine ruh dengesini de dahil edebilmektir aslında. Jung da dahil pek çok bu konuda söz sahibi kişi, inandığınız değerlerin sizi mutluluk yoluna götürebileceğidir.

Gerçekten mutluluğu aradığınızı düşünüyorsanız, hayatınızın bu alanlarına odaklanmayı deneyin.

Sizin için nereden başlamak gerekiyor?

Hep şikayet ettiğiniz şeyler nerede kilitlenmiş hissediyorsunuz?

Bazen, kişinin kendisini veya durumunu iyileştirmek için basit bir hareket, küçük bir kapıyı farketmek, aynı zamanda büyük bir mutluluk yolunu açabilmektedir…

Şimdi kendi mutluluğunuz için küçük bir adım atma zamanı…

Ceyda Tezel

Aile Danışmanı – Profesyonel Koç
www.optimalkocluk.com.tr