Kendine Eşlik Etmek

,

Geçen haftalarda kısa bir video izledim, o günden beri videonun bana hissettirdikleri üzerine düşünüyorum. Video, Amerika’da bir ilkokulda öğretmenin tahtaya günün konusu olan “Ruhsal Dayanıklılık” (resilience) yazmasıyla başlıyor. Öğrenciler sınıfa girince masalarının üstünde duran ve tıpkı kendilerine benzeyen hacıyatmazlara merakla bakıyor. Öğretmen “ne yaparsanız yapın önünüzde duran oyuncağı yere sermeye çalışın” diyor. Çocuklar, değişik şeyler deniyorlar ancak ne yaparlarsa yapsınlar, hacıyatmazlar doğruluyor. Bu kez öğretmen sınıftaki en güçlü öğrencinin kim olduğunu soruyor ve ona kocaman bir sopa vererek oyuncağa vurmasını söylüyor. Çocuk tüm gücüyle hacıyatmaza vurmasına rağmen, hacıyatmaz tekrar doğruluyor. Bunun üzerine öğretmen “Sizce ruhsal dayanıklılık nedir?” diye soruyor, bir öğrenci cevap veriyor: “Eğer oyuncak yere serilirse, çok hızlı bir biçimde tekrar doğrulur.” Video “Çocuklarımıza yere düştükleri sayıdan daha fazla kez ayağa kalkmalarını öğretelim” cümlesiyle bitiyor.

Videoyu izledikten sonra bir türlü tam olarak kavrayamadığım ruhsal dayanıklılığı 1 dakika 55 saniyelik basit bir videoyla anladığıma şaşırdım. Bu videonun sırrı neydi diye kendime sorduğumda; sırrın çocukların ruhsal dayanıklılık kavramını bir oyun içinde kendilerinin deneyimlemeleri olduğunu düşündüm. Kavramları oyunlar aracılığıyla deneyimleyerek öğrenen çocuklar, yaşamlarında zorluklarla karşılaştıklarında belki hacıyatmazları hatırlayacaklar ve gülümseyerek yollarına devam edecekler. Bunları düşündükten sonra zorluklar karşısında tutumların farklı kültürlerde nasıl farklılık gösterebileceğini düşünmeye başladım. Feleğin sillesini yiyen, feleğin çemberinden geçenlerle; hacıyatmazlarla büyüyenlerin ruhsal dayanıklılıkları ölçülse sonuçlar nasıl çıkardı? diye merak ettim.

Tam da bu noktada aklıma koçluk eğitimi boyunca hocalarımızın kulaklarımıza küpe ettiği cümle geldi: “Koç olmak için yapacağınız en iyi şey, mümkün olduğu kadar çok koçluk yapmak ve kendinizle çalışmak.” Kendinle çalışmak, kendi yolunda kendinin farkında olmak, karanlık ve gölge yanlarını keşfetmek, yüzleşmek, sonra bunlarla çalışma cesaretini göstermek ve kabule geçmek benim için. Bu yoldaki en önemli rehberlerimden birisi de Gestalt yaklaşımındaki eşlik kavramı. Bir koçun önce kendisine eşlik edebilmesi, kendi donanımları, becerileri, yaptıkları, yap(a)madıkları ve yapmak istedikleriyle kabul içinde kendi yolunda yürümesi başlangıç noktası. Koçun önce kendisine eşliği, birlikte çıktıkları yolculukta müşteriye de eşlik etmesini de kolaylaştıran, yolculuğun daha faydalı ve keyifli geçmesini sağlayan bir süreç. Kendi yolculuğumda önce kendime eşlik etmeyi önemsiyorum, ruhsal dayanıklılık videosu bende bir farkındalık sağladı. Birazdan oyuncakçıya gidip, bana yolumda kendimle çalışmayı hatırlatsın ve farkındalığıma eşlik etsin diye bir hacıyatmaz alacağım. Ben yola koyulurken, size de Fritz Perls’in yazdığı Gestalt Duası eşlik etsin. Yolumuzda eşlik edenlerimiz bol olsun.

“Ben kendi işime bakarım, sen de kendi işine bak.

Ben bu dünyaya senin beklentilerini yerine getirmek için gelmedim.

Sen de benim beklentilerimi yerine getirmek için gelmedin.

Sen sensin ve ben benim.

Eğer tesadüf eseri olarak birbirimizi bulursak bu çok güzel olur.

ama bulamazsak da, yapacak bir şey yok.”

 

Mevlüde Sahillioğlu