Kendini Baştan Yarat

,

aura-350x127

Hepimiz hayatımızda farklı başarılar elde etmek isteriz. Bazen iş konusunda çok başarılı olmak isteriz, bazen akademik alanda bazen aile ilişkilerinde bazen aşk hayatında bazen de hayat kalitesinde…

Aldığımız kararlarda, kurduğumuz iletişimlerde acaba bizi kendi yazdığımız senaryolar mı kontrol ediyor? Eğer farkında değilsek; hayatımızı bilinçli bir şekilde yaşadığımızı zannedebiliriz. Bununla beraber karar anlarında, ilişkilerimizde ve zorluklarla başa çıkarken çocukluğumuzda yazmış olduğumuz senaryoyu yaşamak üzere hareket ediyor olabiliriz. “Bu neden hep benim başıma geliyor?”, “Yine aynı şeyler oldu”, gibi cümleleri sıkça kuruyorsanız, bunu kurgulayanın ve değiştirecek olanın siz olduğunu fark etmeniz çok şeyi değiştirir.

Hepimiz seçim yapma potansiyeline sahibiz ve çocukluğumuzda verdiğimiz kararlarla yaşama devam etmek zorunda değiliz. Yeniden seçim yapıp kararlar alabilir, kendi senaryomuzu değiştirebiliriz. Kendimizi ve başka insanları yargılamadan önce şu farkındalığa sahip olabiliriz; herkesin olduğu kişi olmasının arkasında bir hikaye vardır. Hepimizin şu anda olduğumuz gibi olmamıza hizmet etmiş bir şeyler ya da birileri var!!!

Peki kendinizi ya da bir başkasını yargılamadan önce durup bir kez daha düşünmeye ne dersiniz?

Eric Berne tarafından 1950’ler de ortaya atılmış olan Transaksiyonel Analiz, çok geniş bir yelpazede insan davranışlarını açıklayan bir yaklaşımdır. Kişiliğin nasıl yapılandığını açıklayarak, çocuklukta şekillenen davranışların, yetişkin yaşamını nasıl etkilediğini göstermektedir. İnsanların duygu, düşünce ve davranışlarını geniş bir açıdan ele alan ve açıklayan, kolay anlaşılır, günlük hayata kolay bir şekilde adapte edilebilir bir kuramdır. Bizim hangi ego veya benlik durumlarından iletişim kurduğumuzu fark etmeniz kendi sistemimizin nasıl işlediğine ışık tutar.

Eric Berne’nin insan kişiliğinin üç temel “benlik durumu”ndan oluştuğu ile ilgili tanımı, bireyler arası tüm karmaşık iletişim davranışlarını anlaşılır kılmıştır. Bu 3 benlik kavramı, “Ebeveyn”, “Yetişkin” ve “Çocuk” olarak adlandırılmış olan üç ego-durumunun üzerine kurulmuştur. Bu tanıma göre bireyler, her biri farklı bir duygu, düşünce ve davranış sistemine karşılık gelen söz konusu bu üç “benlik durumu” üzerinden etkileşim kurarlar.

Ebeveyn ego durumu, çocukluk döneminden itibaren başta anne baba olmak üzere bireyin tüm otorite figürlerine ait duygu, düşünce ve davranış kayıtlarından oluşur. Bu benlik durumu dışta, başkalarına karşı önyargılı, eleştirel ve koruyucu davranışlarla belirtilir. Ebeveyn ego durumu kişide iki şekilde gözlenebilir. İlki “Eleştirel Ebeveyn” ego durumu, genellikle aşırı kontrollü ve engelleyici olan, cezalandırıcı ve görev yükleyici kurallar olarak kişide kendini gösterir. Diğeri “Koruyucu Ebeveyn” ise bir kimsenin kendisine veya başkalarına gösterdiği özen, ilgi ve şefkat şeklinde belirginleşmektedir.

Yetişkin ego durumu; Eric Berne tarafından kişinin “mantıklı”, “akılcı” ve “sağduyulu” yanı olarak tanımlanmıştır. Olayları analiz eden, objektif olarak değerlendiren, deneyimleri çerçevesinde olasılıkları hesaplayan ego-durumudur. Kişiliğin ne olduğu hakkında bilgiler toplayan duygusal ya da yargılayıcı olmayan objektif kısımdır. Kişinin yaşının kaç olduğunun önemi yoktur, çocuk ve ebeveyn benlik durumları arasında arabulucu gibidir. Diğer bütün ego durumları gibi işlevsel yetişkin ego durumunun da negatif versiyonu vardır. Aşırı kullanılması durumunda kişinin çok analitik ve duygusuz olarak görünmesi söz konusudur.

Çocuk ego durumu; Çocuk benlik durumu bir çocukta görülen tüm doğal dürtüleri içerir. Bu benlik durumu, geliştirilen ilk ego durumudur. Kişinin yaşamla baş etmek üzere kendi potansiyelini kullanırken kendi algısıyla oluşturmuş olduğu ve çocukluğundan da izler taşıyan duygu, düşünce ve davranışlarının tümünü içerir. Çocuk benlik durumunda da yetişkin ve ebeveyn ego durumundan farklı olarak duygular hakimdir. Çocuk benlik durumu, yaşımız ne olursa olsun, çocukluğumuzda isteklerimize ulaşmak için başvurduğumuz davranışları içerir. Bu yönümüz yaşam enerjimizdir. Uyumlu çocuk ve asi çocuk olmak üzere ikiye ayrılır.

Hepimiz her üç benliği duruma göre kullanmaktayız ve bu benlik durumları her insanda farklı düzeylerde bulunmaktadır. Kiminin çocuk benliği daha baskınken, kimin yetişkin benliği, kiminin de çocuk benliği ağır basar. Bazı insanlar her üç benliği her durumda olması gerektiği biçimde kullanabilir bununla beraber bazen üç benliği iyi kullanırken kimi zaman da bir tanesini daha baskın kullanabilmekteyiz.

İşte iletişim halinde olduğumuz kişilerin hangi benlik durumundan bizimle iletişimde olduğunu fark edip, tepkilerimizi nasıl kontrol edebileceğimizi, aslında her durumu kendimizin kontrol edebileceğini fark ederek, buna göre davrandığımız zaman birçok problemi de çözebildiğimizi gözlemleyebiliriz.

Haydi siz de kendinizin ve/veya eşiniz, çocuklarınızın genel olarak baskın kullandığı kendi benlik durumlarınızı değerlendirmeye başlayın. Hangi benlik durumundan yola çıkarsanız daha kolay iletişim kurabilirsiniz?

 

Ceyda TEZEL
Profesyonel Koç, Aile Danışmanı
Capital Brave Dergisi, Ocak 2016 sayısı