Kime DOSTUM deriz…

,

Sanırım en fazla konuşulup yorum yapılan konulardan biridir dostluk!

Bir de ben düşünüp bulayım, bana göre neymiş dost dediğin dedim!

Dost; her şeyden önce bıraktığın yerde bulduğun biri olmalı. Hani yıllar yıllaaar geçse de, bir şekilde hayat birlikte yürümene izin vermediğinde, göremesen, konuşamasan bile ilk karşılaştığında aynı sıcaklıkla kaldığın yerden devam edebildiğin kişidir.

Artık ezber gerektirmeyen teknolojiye inat 30 yıl sonra bile, hatta kendin unutmuşken, senin ev telefonunu hatırlayandır.

Dost; çoğunun ruhu bambaşka yerde ama senin yanındaymış gibi görünürken, o uzakta durup tüm sevgisiyle sımsıkı saran, diğerlerinden daha çok yanında olan, seni oradan gözleriyle ruhuyla sevendir…

Sen yokken adına olumsuz şeyler söylenirken, seni koruyup ve bunu asla sana taşımayan/taşıtmayandır bazen de!

Hiç beklemediğin bir anda, seni özledim diye kapında beliriveren…

Çok ihtiyacın olduğunda ama bunu kendine bile söyleyemediğinde, elleri yemeklerle dolu “ – Sevecek misin bakalım?” diye evine getirip, birkaç gün sonra da boşları almaya geldim 🙂 diyerek denediği tarifleri, yeni tatları da paylaşandır mesela…

Kendi için alışverişe çıktığında “-Bu rengi çok sever. Tam da böyle bir şey arayıp bulamamıştı” diye hatırlayıp sana da alandır.

Gece gündüz fark etmeden aradığında, sesinden derdini anlayıp konunun üstüne gitmeden etrafında dolaşarak ortadaki kocamaan sancıyı çıkarıp atandır yüreğinden…

Sen daha nasıl söyleyeyim diye düşünürken, “-Bana bir diyeceğin mi var?” deyiverendir. Gözlerinde senden gelen her ne ise kabulümdür diyen bakışlarıyla!

İçini açtığında ortaya saçılıp dökülenleri, sen gidince sessizce toplayan ve kimsesin ulaşamayacağı bir yerlere hapsedendir sana bile bir daha göstermemecesine! “-Geç oldu sen uyu ben toplarım ortalığı” diyen anne misali…

Öfkeni bastırmak için yastıkları kullandığında seni doğaya kaçırıp çığlığını özgürce rüzgarlara savurman için yüreklendirendir.

Başarısız olduğunda, kendini işe yaramaz hissettiğinde, eski başarılarını hatırlatandır. Aslında ne kadar güçlü olduğunun, yeniden farkına varmanı sağlayandır.

Dost; kendi durduğu yere bakmanı isteyen değil de baktığın yerde durandır! Hem de elinden tutup yepyeni ufukları da gösterendir aynı zamanda…

En büyük acında ellerinden tutulup yaslanılan omzundan da öte, burnunun sızlamasını kendi yüreğinde de fazlasıyla hissedendir.

Belli bir zaman için tek odak noktan olup, seni dibe çeken konudan uzaklaşman için elinden gelen tüm saçmalıkları yapıp gülmeni sağlayandır.

Ne sevdiğini bile bile ne istersin diye sorup sana fikir değiştirme özgürlüğü verendir.

Yanındayken savunma kalkanlarının tüm ağırlığından kurtulup senin en saf halinle olduğunu hissettirendir.

Başarına, kıyaslamadan, kıskanmadan, kendininmiş gibi sevinip heyecanlanabilendir.

Arkanı bir kez dayadıktan sonra ASLA orada mı diye kontrol etme ihtiyacı duymayacağındır.

Hiç çekinmeden “Özledim be yaa…” diyebildiğindir.

Kaç ayakkabın olduğunu değil de kaç acın olduğunu, kaç sevincin olduğunu tüm renkleriyle hatırlayandır.

Ona da yardım edebilme/gerektiğinde yanında olabilme şansını verip kendini iyi ve iş yarar hissetmeni sağlayandır.

En Kıymetlim’ in, “-Dünyada ne kadar insan varsa o kadar sevgi tanımı vardır” dediği gibi, aslında insan sayısı kadar dostluk tanımı da vardır sanırım.

Bu yazdıklarıma bakınca, insanın sadece can dostundan değil en yakınlarından da böyle beklentileri olabilmeli, diye düşündüm. Ve etrafında böyle insanlar olanlar, ne kadar da zengindirler dedim!

Bu zenginliğimizin farkındalığıyla; gerçek, güzel, sağlam, iyi dostlar/ eşler olsun hayatımızda, varlığıyla tüm yaşamımızı anlamlı kılan…

Sevgiyle, dostlukla kalın.

 

Belma Kafadar KARAÇAM
Profesyonel Koç