Kızarmış Yeşil Domatesler

,

Doksanlarda oldukça ciddi bir hayran kitlesi olan Simpsons çizgi dizisini anımsarsınız. Ünlü animasyonda Homer ve Marge’ın komşuları, Hint asıllı karakteri Apu’nun nikâh töreni sahnesini çok sevmiştim

-Sana karşı dürüst olmak isterim, seni hiç tanımıyorum.

-Bu devirde böyle evlilik mi olurmuş, beşik kertmemle evlenmeyi pek istemiyorum.

-Birbirimizi hiç tanımıyoruz bile!

-İkimizde Amerika’da okuduk, Hint usulüne göre evlilik de neymiş!

-Tamamen yabancı biriyle evlenmek, tam bir delilik!

-En sevdiğin film, kitap ve yiyecek ne, hiç bilmiyorum.

Apu’nun sürekli söylenmesi karşısında gelin zor duyulan bir sesle “Kızarmış Yeşil Domatesler” diye cevap verir. Apu şaşkın şaşkın anlamaya çalışırken güzel Manjula gülümser ve “Üçünün de cevabı” der ve rahip nikâh törenini başlatır.

Fannie Flagg’ın ünlü romanı, Kızarmış Yeşil Domatesler, 1929 yılından 1985’e; yeniden 1985’den 1924’e yaşanan olaylar arası geçişlerinde çok başarılı; kanımca diğer dönem dramlarından farkı, zaman örgüsünün güçlü kadın karakterler ile işlenmesidir.

Tren istasyonunun kaldırılmasıyla günümüzde artık yaşam olmayan bir kasabada geçen olaylar, siyahi beyaz çatışmalarının en dramatik olduğu zamanlardaki kadınlar arasındaki dostluğun, romanın kahramanı olan diğer kadınlara verdiği ilhamı anlatıyor.

Başkahramanlardan biri olan Evelyn, çocukları büyüdükten sonra yolunu kaybetmiş, “kadınların özgürlük istediği o dönem beni çok geç buldu” sözleriyle kendini anlatan, çocukları büyürken değişen dünyaya ayak uydurmakta zorlanan orta yaşlı Amerikalı bir anne…

Eveyln’nin eşinin bakımevinde yaşayan annesine yapılan zorunlu pazar ziyaretleri sırasında sohbet ettiği yaşlı kadın, Ninny’nin gençlik anılarını dinlerken yirmili yıllara uzanan bir yolculuk…

Tren kazasında kolunu kaybeden oğullarına kolu için cenaze töreni düzenlemeleri, bu olaydan sonra ona çolak (kitapta kütük diye çevrilmiş) diye seslenmeleri ve Çolak’ın yaşıtları ile girdiği acımasız yarışlar okuyucuyu derinden etkileyen bir anlatıma sahip.

Annesine çok düşkün, babadan şiddet gören bir çocuğun, annesini aşığı ile yakalamasıyla yetişkin hayatında, savaş madalyalarına sahip, toplumda saygın bir yer edinmesine rağmen annesinde yaşadığı hayal kırıklığı yüzünden bütün kadınlardan nefret eden, onlara şiddet uygulayan bir adama dönüşmesi ve hiç beklenmedik, sıra dışı sonu…

Drama ve komedi unsurlarını başarıyla taşıyan roman Hollywood için de çok cezbedici bir senaryo olduğundan filmi, Aralık 1991 gösterime girmesiyle beyaz perde de epey ses getirmişti.

Sosyal medyada sıkça karşınıza gelebilecek park etme sahnesi ise Evelyn’i canlandıran Kathy Bates oyunculuğu ile çok beğenilmişti. Alış veriş için gittiği markette park etmek için beklediği yeri iki genç kız çevik bir hareket ile kapar. Evelyn’nin içinde yaşadığını düşündüğü Towanda’nın geri vitese takıp arabayı parçalaması ve çığlıklar atan genç kıza “senden daha yaşlıyım ve sigortam daha sağlam” diye bağırması izlenmeye değer gerçekten…

Önce kitabı okuyup sonra filmi izleyenler için film, oldukça başarılı sayılabilir. Benim gibi önce filmi izleyip yıllar sonra kitabı okuma sansını yakalarsanız, kadınlar arasındaki güçlü bağların kitapta çok daha derinlemesine işlendiğini anlarsınız. Kitabı elinizden bırakamama nedeni de kendinizi sürükleyici olaylar örgüsünün içinde hissetmenizdir.

Roman adını, bizim turşu için kullandığımız henüz kızarmadan toplanan yeşil domateslerin un ve yumurtaya bulanarak kızgın yağda kızartılması ile hazırlanan bir tariften alıyor. Elbette bütün zararlı yiyecekler gibi çok lezzetli olduğu kesin…

Günlük koşuşturma içinde hızla geçen zamana ayak uydurma çabası hepimizi yoruyor. Okumak bize, devam edebilme gücünü bulmamız için gerekli olan derin nefesi aldırıyor.

 

Sağlık ve huzurla

Nurkan ZAİM

Profesyonel Koç