Koçluk Makbul Bir Meslek Midir?

,

Ülkemizde koçluk mesleğinin zaman zaman eksik ya da yanlış bir şekilde tanımlanıyor olması koçluğun ne olduğu gerçeğini elbette değiştirmiyor. Bununla beraber ben de kendi üzerimize düşeni yapmak adına bu yazıyı yazma ihtiyacı duydum.

Geçtiğimiz aylarda basılı yayında “İşsiz kalan herkes yaşam koçu oluyor” başlıklı bir yazı okudum. Bir de çok yakınlarda bir blog yazısı çıktı karşıma, bir öğrencimiz beni çok üzdü diyerek yayınlamış; yazının başlığı “Yaşam koçları, iyi saatte olsun terapistleri ve türlü tuhaflıklar üzerine”. Ve anlaşılan o ki her iki yazının da yazarı, dünyada koçluğun evrensel bir meslek haline geldiğinden ve bizim ülkemizde de meslek standartlarının Mesleki Yeterlilik Kurumu tarafından 22.5.2013 tarih ve 2013/41 sayılı karar ile onaylanması ve 29.6.2013 tarih ve 28692 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanması ile “KOÇLUK” mesleği olarak resmiyet kazandığından habersiz olarak yazmışlar yazılarını. Koçluk eğitimlerinden bahsetmiş ve oldukça üzücü yargılarda bulunmuşlar. Merak ediyorum acaba kendileri de bu eğitimlerden birine katılarak mı bu yargılara varmışlar, yoksa “dışarıdan gördüğüm kadarıyla” diyerek mi kaleme almışlar düşüncelerini. Bu ikisi sadece benim gördüklerimin bir kısmı, burada paylaşmadığım ya da bilgim olmayan daha nice benzer yazılar da var elbet. Ve bir yaşam koçu ve eğitmeni olarak bu tür yazılar beni de üzüyor. Elbette her meslekte olduğu gibi bizim mesleğimizin de iyileri ve kötüleri var, olmaması mümkün değil ancak genellemeler yaparak tüm mesleği kötülemek çok da insani gelmiyor bana. Psikiyatristinin arkadaşıma “senin yerinde olsam boşanırdım” demesi nasıl bütün psikiyatristleri kötü yapmıyor ve bu mesleğin saygınlığını azaltmıyorsa, aynı durum biz koçlar için de geçerli!

Aslında genelde insanların “korktuğu şeyi kötüleme” eğilimi olduğunu da düşünüyorum. Oysa bizim mesleğimizin ne herhangi bir kesimi tehdit eden bir tarafı var ne de korkulur bir yanı. O kadar insani bir içeriği var ki, bazen diyoruz ki keşke her birey böyle bir hizmet ya da eğitim alma şansına sahip olsa. Bu az önce bahsettiğim yazıları yazan kişiler sanırım şundan da habersizler; koçluk eğitimi alan her insan bunu mesleki olarak sürdürmek adına yapmıyor. Bireysel farkındalığım artsın; aileme, çevreme, işime daha faydalı olabileyim diyerek koçluk eğitimi alan o kadar çok kişi var ki…

Belki de hata bizde? Koçluğun ne olduğunu anlatmaya çalışmak yerine, ne olmadığı konusu üzerinde durmamız gerekiyordur. O zaman ne olduğu biraz daha kolay anlaşılır hale gelebilir. Koçluk; danışmanlık, mentörlük, öğretmenlik ya da arkadaşlık/dostluk değildir. En çok da bizler psikolog, psikiyatrist ya da psikoterapist değiliz demek geliyor içimden. Koçluk geçmişe yönelik bir tedavi süreci değildir; koç, oturup kişinin çocukluğuna inmez ya da geçmiş travmalar üzerinde çalışmaz. Koçlukta bir iyileşme süreci söz konusu değildir çünkü koçluk hizmeti alan kişiler hasta değildirler. Yaşam koçları sağlıklı bireylerle çalışır. Mevcut duruma ve gelecek tasarımlarına koçluk yaparız.

Koçluğun tanımına gelince; genel anlamda diyebiliriz ki koçluk, gerek kişilerin gerekse kurumların daha güçlü hedefler belirlemesini, proaktif kararlarla olumlu farklar yaratan girişimlerde bulunmasını, kişisel zenginlik ve olası potansiyellerini daha etkin kullanmasını amaçlayan; süresi, çalışma prensipleri ve sistemi olan bir yol arkadaşlığı sürecidir.

Bireysel çalışmalarda en basit şekliyle kullandığım koçluk tanımım ise şudur; “Her bir birey kendi içerisinde ihtiyaç duyduğu çözümlere sahiptir. Ancak bazı durumlarda kişi bu çözümleri ortaya çıkaramayabilir. Bir koç, koçluk becerilerini kullanarak, kişilerin bu çözümleri yaratacak ortamları oluşturmalarına yardım eder.” Biz çözüm üretmeyiz, insanlara ne yapıp ne yapmamaları gerektiği konusunda bilgiçlik taslamayız. İnsanların tam ve bütün olduğunu kabul ederek çıkarız yola.

Ebru Oğuş
Profesyonel Koç – Eğitmen

Çayyolu Life Dergisi, Ağustos 2015