Köklenmek

,

Soğuk ve karanlık kış günlerinde, içe kapanan ve doğanın akışına ayak uyduran insanlar için en önemli kavramlardan biri “Kış mevsiminde köklenme”…

“Köklenmek” kişinin kendisinin dünyada tam olarak var olduğunu hissetmesidir. Bedenle ilgili her türlü algı köklenmenin konusudur. Kış mevsiminde fazla kalori tüketme (karbonhidrat, şeker…) ihtiyacı, aslında kişinin bedenini ağırlaştırarak hayata bağlanma çabasıdır. Kışın azalan hatta neredeyse kendini hiç göstermeyen güneş, hareket azlığı, uyku fazlalığı doğadaki kış uykusu sürecine eşdeğerdir. Bu uyku hali dengesini kaçırdığında kişide umutsuzluk, isteksizlik, tembellik yaratabilir. Hatta bazen ileri durumlarda depresyon sınırına varabilir. Doğanın akışına uyum sağlarken dozu kaçırmamak önemlidir. Olgunlaşma, içe dönme, biriktirme zamanı olan kış aylarını bir miktar sağlıklı köklenerek geçirmek için neler yapabiliriz?

Köklenmenin direk etkilediği konuların başında yaşam enerjisi gelir.

Motivasyon, harekete geçebilme gücü, bedensel olarak sağlıklı olmak dengeli bir köklenme gerektirir. Para kazanma kapasitesi, hayata ve kendine güven duyma, korkularına rağmen hayatta adım atabilmek yine dengeli bir köklenmenin sonucudur. Ayakları yere sağlam basan bir kişi yerden aldığı bu güçle çok yukarılara uzayabilir. Aynı bir ağaç gibi; gökyüzüne kollarını, dallarını uzatıp yayabilme gücü, toprağın altındaki derin ve kalın köklerinden gelir. Kökleri sağlam olmayan bir kişi en ufak bir esintide savrulur. Neşe, coşku, cesaret duygularının ilk merkezi burasıdır. Kış mevsimi doğa gereği sakinlik zamanıdır. Bu doğal akıştır ancak bu sakinlik uç noktada bir pasifliğe doğru gidiyor ise hayatımıza biraz hareket katmak olumlu bir etki yaratır. Spor, yürüyüş, yoga gibi fiziksel aktiviteler kendimize çok yüklenmeden yapılmalıdır. Beslenmek için köklü ve toprak altında yetişen ( ıspanak, havuç, kereviz, karnabahar, patates, yer elması) sebzeler tercih etmek önemlidir. Bu sebzeler toprak elementini taşıdıklarından bedenimizin köklenmesine yardımcı olurlar. Bol su içmek ve hava soğuk bile olsa sıklıkla duş almak, sonrasında ayakları ılık tuzlu suda bekletmek köklenme merkezlerimizin en önemlisi olan ayaklarımıza hediye gibidir.

Köklenmenin rengi kırmızıdır. Özellikle bacak, ayak bölgesine kırmızı kıyafetler giymek köklenmemize yardım eder. Bu dönemde bize hizmet etmeyen Duygu, Davranış, Hayatımızdaki kişiler, Gereksiz tükettiklerimizin listesini yapabilir ve bunları elemek için neler yapabileceğimiz üzerinde çalışabiliriz.

Şubat ayı; önümüzdeki hedeflerimiz için yazmak, çizmek, hayal kurmak ve küçük somut adımlar atmaya başlamak için, yeniden doğum zamanı olan bahar ayları öncesinde mükemmel bir zamanlamadır.

Ayaklarımız kış ayları boyunca toprağa, hatta evde bile yere basmadı. Kalın botlar, çoraplar, terlikler yer küreyle olan bağımızı kesti. Artık yavaş yavaş en azında evde, çorapsız, ayak tabanlarımızı hissederek yürüme zamanı. Topuktan başlayarak tüm ayağı yere yayarak ve en sonunda parmak köklerini hissederek yürümek, evimizin koridorunda yapılabilecek kolay bir egzersiz. Ayak tabanlarımızı aylardır kapalı kaldığı çoraplardan çıkarıp 10 dakika bu egzersizi yapalım. Ardından gücümüzü yerden alarak zıplayabiliriz. Ayak tabanlarımızın tamamının yere temas etmesi önemli. Bas ve zıpla şeklinde 2-3 dakika zıplamak, bedene yerküreye güvenmeyi ve gücümüzün kaynağı olan toprak anayı hatırlatır. En sonunda da ayaklarımızın altında harekete geçen kök enerjisini yaymak için yavaşça ovabiliriz. Böylece enerji tüm vücuda daha rahat ve kolay yayılır. Ayaklarımıza iyi bakalım. Köklenelim. Tohumlarımızı ekelim. Ne de olsa ne ekersek baharda onun yeşerdiğini göreceğiz…

 

Didem Öztabak
Hindolog ve Yaşam Koçu
www.didemoztabak.com