Kusurlu Güzellik

,

Floransa’nın sanat ile iç içe sokakları beni gerçekten büyüledi. Genel olarak İtalya zaten büyüleyici olmakla birlikte, kalbimi Floransa sokaklarında bıraktım… Her köşe başında başka bir sanatçı, sokaklarında zaten sadece sanat için yaratılmış binalar, çeşmeler… Her döndüğünüz meydandan gelen büyülü müzik sesleri… Benim için zaten yıllardır görmeyi hayal ettiğim Sandro Botticelli tabloları… Rüya gibi geçen birkaç gün… Floransa sadece İtalyan değil, farklı ülkelerden sanatçıların da bulunduğu bir şehir. Tüm o sokaklarda yankılanan müzikle, kaldırımlarda var olan sokak ressamlarının çizdiği olağanüstü duvar resimleriyle, heykellerle bütünleşmek, tarihi içinize çekerek sokaklarında kaybolmak istiyorsunuz.

Hal böyle olunca da boş geçen bir dakikanız bile olsun istemiyorsunuz. Signoria Meydanı, Katedral, Uffizi Galerisi ve Piazzale Michelangelo hepsi ayrı ayrı sizi büyülüyor. Ponte Vecchio ya da namı diğer Eski Köprü, yapıldığı dönemden bu yana korunarak kullanılmaya devam eden kuyumcular ve antikacıların olduğu köprü. Arto nehri üzerindeki bu tarihi mağazaları gezerken, vitrininde çok güzel porselen vazolar, kaseler ve tabakların bulunduğu küçük bir dükkan dikkatimi çekti. Vitrine yaklaştığımda bu porselen vazolar, kaselerin farklı tasarımları daha da dikkatimi çekti ve içeri girdim. Tasarımcı içerde çalışmasına devam ediyordu. Yaptığı sanatın bir adı vardı; Kintsukuroi sanatı…

Kintsukuroi, altın ile onarma ya da diğer bir adıyla Kintsugi, altın ile birleştirme… 500 yıldan daha eski tarihe sahip bir Japon sanatı. Asıl amacı, kırılan seramiklerin onarılması, tekrar kullanılabilir hale getirilmesiymiş. Bu onarma altın, gümüş ya da platin tozlarıyla yapılarak, kırılan ve hasar gören seramiklerin her biri bu yöntemle ve sanatçının da yaratıcılığı ile birer sanat eserine dönüştürülebilmekte.

Wabi – sabi’nin “kusurlu güzellik” adlı Japon felsefesiyle ilişkili olan kintsukuroi sanatı benim karşıma Floransa sokaklarında bir İtalyan tasarımcı tarafından karşıma çıktı. Bu sanata göre eksik veya kırık ya da parçalanmış olanı hayatınızdan tamamen çıkarmak yerine, nasıl tekrar hayata kazandırabilirim düşüncesi bulunuyor. Aslında bu felsefe; hata yapıp, hatalarından ders almış kişilerin, bundan sonra daha değerli, daha anlamlı şeyler yapacağını kabul edilmekte. Çünkü hatalardan ders almak ya da yıkıldığında kendi kendini tamir edip ayağa kalkmak bu hayattaki en değerli öğretilerden biri bence.

Mükemmel olmak zorunda değiliz. Kendimizi böyle kabul etmeliyiz. Hiç hasar görmemiş gibi davranmak, kırıksız, çatlaksız, hasarsız bir ruha sahip olmak zorunda değiliz. Bizi biz yapan yaşadıklarımızdır. Olumlu ya da olumsuz her şey bize, hayata bakış açımıza katkıda bulunur, burada önemli olan bunları doğru değerlendirebilmek, kırıkları doğru tamir edebilmektir. Bu yaşanmışlıkları göz ardı etmeden, onlardan dersler çıkartarak, daha da güçlü ve özel olarak yola devam etmek…

Bu yüzden kintsugi de insanın yeniden doğuşu gibi nesnenin de küllerinden doğuşunu temsil ediyor… Üstelik de yaşadıklarından dolayı daha özel, daha bilge…

Tüm yaşadıklarımızdan daha da güçlü yola devam edebilmek, kusurlu güzelliğimizi keşfedebilmek dileğiyle…

 

Ceyda Tezel

Aile Danışmanı – Profesyonel Koç
www.optimalkocluk.com.tr