Beden Konuşur!

,

Bir fizyoterapi seansı ile koçluk seansı arasında benzerlikler olabilir mi? Geçtiğimiz haftalarda ayağımdaki sorun sebebiyle fizyoterapiste gittim. Fizyoterapistim İrina’yı toplamda dört kez görmeme rağmen seanslar sırasında yaşadığım farkındalıklar bu yazıyı yazmam için bana ilham verdi. Fizyoterapi ile koçluk seansı arasında bağlar kurmak beni heyecanlandırdığı kadar koçluk becerileri üzerine daha derin düşünmemi de sağladı.

İlk seansın başında MR sonucumu paylaşmak isteyince İrina’nın “Sen önce şöyle bir yürü!” demesine hem şaşırdım hem de bir anlam veremedim. Farklı bir kültür ve eğitim sisteminden gelen İrina birkaç dakika boyunca yürüyüşümü, duruşumu gözlemledikten sonra “Bedene soralım bakalım; beden konuşur, her zaman bedene güvenirim!” diyerek beni şaşırtmayı sürdürdü. Hayvanlarla, çiçeklerle özel bir iletişim kuran insanlar olduğunu biliyordum ama İrina’nın bedenimle nasıl konuşacağı hakkında en ufak bir fikrim yoktu. İrina bedene soru sorup yanıtları da bir tür kas testiyle yine bedenimden alarak bedenimle iletişim kurdu. Bu ilginç yöntemle ayağımdaki sorunun nedenlerini tespit ettikten sonra bedene bir bütün olarak bakmak gerektiğini ve tedavi sürecini söylediklerime göre değil bedenimin ihtiyaçlarına göre şekillendireceğini söyledi. İlerleyen haftalarda her seansın başında sanki ilk kez geliyormuşum gibi bedene sorular sorarak o günkü ihtiyaca göre bir program oluşturdu.

Her seansta farklı bir farkındalık kazanıyor bir yandan da biraz garip hissediyordum; kendi bedenim hakkında hiç tanımadığım birinin, konunun eğitimini de almış olsa, benim farkında bile olmadığım şeyleri gözlemlemesini ilginç buluyordum. Bununla birlikte İrina’nın işine gösterdiği saygıyı, özeni görüyor ve onun iyi bir eşlikçi olduğunu düşünüyordum. Bu noktada fizyoterapi seansıyla koçluk seansı arasında benzerlikler kurmaya başladım. Bu benzerliklerin ilki gözlem yapmakla ilgiliydi. İrina’nın yürüyüşümü dikkatle gözlemleyerek bedenimin tepkilerine odaklanması bana koçluk seansı sırasında danışanı ve bedenini gözlemlemenin önemini hatırlattı. İrina’nın her seans başında adeta bedenimle bir tür kontrat yapar gibi bedenimin o günkü ihtiyacına göre çalışmayı şekillendirmesini koçluk seanslarındaki kontrat almaya benzettim. Bunların yanında İrina, seanslarda bir süre çalıştıktan sonra duruyor ve eğer bedenimin ihtiyacı varsa çalışmaya devam ediyordu; bu kararı da bedene sorular sorarak veriyordu. Aslında İrina’nın seans boyunca temel aldığı kaynak bedenimdi; bu da koçluğun temelindeki konulardan kaynak olma ile örtüşüyor.

İrina’nın sadece ayağımla ilgilenmek yerine beden sağlığımı bir bütünsellik içinde ele alması koçların yol arkadaşlığına benzer bir eşlik. Bir koç kendi bedeniyle ne kadar temas kurar, bedeninin ve ihtiyaçlarının ne kadar farkında olursa danışanlarının ihtiyaçlarını, tepkilerini de o kadar rahat ve kolay anlar. Tıpkı bir koçun danışana eşliği gibi bedenimle iletişimde bana yol arkadaşlığı yapan İrina’nın varlığı benim için kıymetli. Ayağımsa her gün daha iyiye gidiyor; bedenime kulak vermeye çalışıyorum çünkü artık biliyorum ki “Beden konuşur!”

Mevlüde Sahillioğlu

Mevlüde Sahillioğlu

Mevlüde Sahillioğlu

Yazarın Diğer Yazıları