Unutmanın Gücü

,

Hayatta elde edilen tecrübeler, bir sonraki adımımızı atarken ister istemez bizi etkiler. Bu etkiler, yaşamımızda vereceğimiz diğer önemli kararlarda bazen özgüven, bazen de korku veya endişe olarak karşımıza çıkabilir. Gücümüze güç katan, enerjimizi yükselten, özgüvenimizi artıran etkilere sahip tecrübelerin aklımızda kalmasının elbette sakıncası yoktur, hatta ileriye yönelik atacağımız adımlara dair önemli katkılar sağlayabilirler. Burada sorun, geçmişte yaşadığımız olumsuz deneyimlerin yaratacağı negatif etkinin, gelecekte gerçekleştireceğimiz hamlelerin önüne ket vurma ihtimalidir.

O halde reçete belli aslında. Bize güç katacak deneyimleri ve duyguları aklımızda tutmaya devam ederken, bizi geriye çekenleri unutmaya çalışmalıyız. Ancak bunu kolay olmaktan çıkartan önemli bir detay var ki o da insan hafızasının derinliği…

İnsan hafızasının büyüklüğünü şu anda net olarak hesaplayamıyoruz ancak bununla ilgili bazı yorumlar var elbette. Washington Post’tan Forrest Wickman bunu şöyle açıklıyor:

“İnsan beyninde yaklaşık 100 milyar nöron bulunuyor. Bu nöronların her biri ortalama 1000 bağlantı kuruyor ve bu da yaklaşık 1000 potansiyel sinaps anlamına geliyor. Verilerin depolandığı bu sinapsların toplam sayısına baktığımızda 100 trilyon veri noktasına yani 100 TB’lık bir alana ulaşıyoruz.”

Northwestern Üniversitesi’nden psikolog Paul Reber buna karşı çıkıyor ve daha önceki tüm tahminleri şu şekilde aşıyor:

“…nöronlar birbirlerine her biri tek başına birçok hafızayı işleyebilecek ve bunu kendi aralarında çok yüksek bir hızda paylaşabilecek şekilde bağlılar. Bu da beynimizin depolama kapasitesini 2.5 Petabayt (1 PB = 1000 TB) seviyelerine çekiyor. Örnek vermek gerekirse beynimiz bir televizyondaki dijital video kaydedicisi olsaydı, bu televizyonu izleyenler 3 milyon saat boyunca aralıksız olarak en sevdikleri şovu seyredebilirlerdi. Bunu sağlamak içinse televizyonu 300 yıl boyunca açık tutmanız gerekirdi.”

Bu kadar büyük bir hafızayla olayları unutmak, özellikle de iz bırakan, acı veren hataları, deneyimleri unutmak elbette çok kolay değildir ancak yönetilmesi gereken kısım, sadece o duygu ve deneyimlerin ne kadarının unutulması (kafaya takılmaması) gerektiği değil, aynı zamanda onu hafızamızda hangi kodla ve nereye depoladığımızdır. Hatalarımızı, alınması gereken bir ders niteliğinde, birer lütuf olarak da görebiliriz, her aklımıza geldiğinde kendimize dert edeceğimiz bir pişmanlık ve üzüntü aracı olarak da. İşte yönetebileceğimiz kısım tam da burasıdır. Siz o deneyimi nasıl kabul ederseniz, beyniniz de onu o şekilde depolayacaktır. Dolayısıyla edindiğiniz deneyimleri, hafızanızı kemiren bir virüs veya bir sonraki çalışmanızda yapılması muhtemel hataları önceden gösteren bir sistem olarak kodlamak da, sizin elinizdedir. Bu seçim, sizin gelecekteki durumunuzu şekillendiren en önemli ayrıntı olacaktır.

Unutulmaması gerekir ki hayatımıza giren her şey geçicidir. Hepsinin bir ömrü vardır ve zamanı geldiğinde yok olurlar. Bu süreç zarfında bizi en çok mutlu eden ve en çok katkı sağlayanlara odaklanmak ne kadar önemliyse, bizi içten içe zincirleyerek hareketimizi kısıtlayan, geleceğe dair umutlarımızı karartan ne varsa, onları da düşünmemek veya pozitife evriltmek de bir o kadar önemlidir. Elbette yapılan hatalardan ders almak ve bir sonraki seferde bunları tekrarlamamaya çalışmak çok değerli ve hiç akıldan çıkmaması gereken bir hayat felsefesi olmalıdır ancak bu eğitici özüt dışında kalan negatiflikleri unutmayı başaramazsak hep aynı noktada takılıp kalırız ki bunun bize bir şey katmayacağı çok açıktır. O yüzden bu olumsuzlukları, ileride ihtiyacımız olacak bilgileri alabileceğimiz zamana kadar işleyip, geçici hafızamızda tutarak, sonra da doğru ve ders çıkarıcı bir dosya adıyla uygun bir yerde tutup, yola devam etmek en doğru yaklaşım tarzı olacaktır.

Yaşamımızdaki her şey geçiciyken, pişmanlık ve endişenin kalıcı olması çok anlamsız ve yıpratıcı bir süreçtir. İnsanın kendine yapacağı en büyük kötülüklerden biri olan bu davranıştan kurtulabilmek için hemen, size ağır bir yük olan bu deneyimlerle son kez yüzleşip, hesaplaşarak, onları zihin kütüphanenizde durması gereken rafa kaldırmanız ve yola, başınız dik devam etmeniz gerekmektedir.

Charlie Chaplin’ in aşağıdaki anısında özetlediği gibi; Hayatınızdaki her şeyin geçici olduğu bir gerçekle yaşarken, hiçbir olaya olması gerekenden uzun ömür biçmemek, size huzur kapılarını açacak en önemli anahtarlardan biridir.

Charlie Chaplin seyircilere bir şaka yapar ve herkes gülmeye başlar. Charlie aynı şakayı tekrar yapar, bu defa sadece birkaç kişi güler. Aynı şakayı bir kez daha yapar ancak bu kez kimse gülmez. Sonra şu harika sözleri söyler: “Aynı şakaya defalarca gülemiyorsunuz. O zaman neden aynı şey için tekrar tekrar ağlıyorsunuz?”

N. Ahmet Genç

N. Ahmet Genç

N. Ahmet Genç

Yazarın Diğer Yazıları