Ne Yapmalı?

,

Hayat seçimlerden ibarettir. Anda seçimler yaparak yaşam yolumuzu, hayata bakış açımızı belirleriz. Önemli olan bu seçimleri kendimiz mi yapıyoruz, yoksa günlük hayatın koşuşturması ve akışı içerisinde başkalarının seçimlerini mi yaşıyoruz?

Bir bakış, bir söz ya da ima ile bütün enerjimiz çekiliyor, psikolojimiz bozuluyor ve sanki karanlık bir kuyuya doğru yuvarlanıyor gibi mi hissediyoruz? Kalbimizin, ruhumuzun ışığını tek bir dokunuşla söndürebiliyorlar mı? Cevabımız evetse; beynimiz ”dışarda savaş var önlem almalıyım!” alarmını çalmaya başlar. Gücümüzün yettiği durumlarda savaşmamızı, aksi durumda kaçmamızı sağlayan stres hormonlarının üretimini artırır. Nefesimizi ve onunla doğru orantılı olan kalp ritmimizi hızlandırır.  Sakinlik, dinginlik ve huzur duyguları rafa kaldırılır. Korku, endişe, panik, elimizin altında kullanıma hazırdır. Her an tetikte olmamız gerektiği duygusu ile önümüze bakmaktan ileriyi göremez oluruz. Yönetilmeye ve yönlendirilmeye daha uygun hale geliriz. Kendi seçimlerimizi ve kendi hayatımızı değil; artık çevremizdekilerin bizim için sundukları seçimleri ve hayatları yaşamaya başlarız. Kolayına kaçar şikâyet ve suçlamalara başlarız. Hayatımızın yönetimini elimize almazsak mutlaka yöneten ve yönlendiren birileri bulunur. Bunu da kesinlikle bizim iyiliğiniz ve bizi sevdikleri(!) için yaparlar. Evren boşluğu sevmez, en uygun şekilde doldurur.

Kendi iç enerjimizi ve doğayı kullanarak besliyorsak duygusal bedenimizi; mutluluğu ve dinginliği seçiyorsak, önce bulunduğunuz yere, sonra dünyaya ve evrene doğru genişledikçe genişleriz. Beynimiz ”güvendeyim” sinyali alır ve mutluluk hormonlarının üretimini başlatır. Nefesimiz ve buna bağlı olarak kalp ritmimiz yavaşlar ve sakinleşiriz. Yaşanılacak durum, önceki seçimimizin tam tersidir; yani uzağı görebilir, planlayabilir ve kendi seçimlerimizi oluşturup, doğrusuyla, yanlışıyla hayatımızın sorumluluğunu üstleniriz.

O halde; dengede olmak, duygusal zekamızı geliştirmek, daha iyiyi, olumluyu, pozitifi seçmek, en olumsuz durumlardan karlı çıkabilmek ve kendi hayatımızın yönetimini elimize almak için ne yapmalıyız ve nasıl yapmalıyız? Bu sorunun birçok cevabı olabilir. Ben sizinle kendi hayatımda kullandığım, deneyimlediğim ve sonucundan memnun kaldığım yöntemi paylaşmak istiyorum. Test ettim onayladım, aldım, almakla kalmayıp güçlü bir taraftarı oldum 🙂

Yaradan’ın bize hediye ettiği, bizi biz yapan, cansız bedenimize can veren, sahip olduğumuz, bizim diyebileceğimiz bir cevherimiz var; NEFES. İlk nefesle başlıyor yaşam hikayemiz ve son nefesle bitiriyor.

Nefesimi fark edip, tanımaya, çözmeye, çözümlemeye başladığımda; aslında kendimi, kimliğimi, kişiliğimi, fiziksel, duygusal, ruhsal bedenlerimi keşfettiğimi anladım. Nefesimi değiştirdiğimde kimliğimi, kişiliğimi ve tüm bedenlerimi değiştirebildiğimi deneyimledim. Ailemin, yakınlarımın, arkadaşlarımın nefeslerini inceleyerek, onları daha iyi tanıyabildiğimi ve nefeslerinin ritmini ve hacmini değiştirmelerini sağladığımda, mevcut duygu durumlarının değiştiğini gözlemledim.

Nefes; her bir tuşu duygulardan oluşan ve çıkarttığı melodiyle hayata yön veren, anlamlandıran, özelleştiren bir enstrüman gibiydi. Nefesin sol anahtarı da GÜLÜMSEME idi. ”Sen gülümse, dünya da sana gülümsesin”

Siz de; labirentte sıkışmış, “Ne yapsam? Nasıl yapsam?” moduna girdiğinizi hissettiğiniz anda, fark edin nefesinizi. En basitinden; yavaş, derin ve GÜLÜMSEYEREK alacağınız tek bir NEFESİN hücrelerinize; sevgiyi, şefkati, güzellikleri ve dinginliği getirişini hissedin ve yine yavaşça GÜLÜMSEYEREK vereceğiniz nefes ile, istemediğiniz bütün duygu ve düşüncelerin gidişini, saniyelerle de olsa hemen şimdi yaşatın kendinize. Siz nefesinize sahip çıkın, o hayatınıza sahip çıksın! İçinizdeki nefes cevherini, mücevhere dönüştürmek kendi elinizde.

Bir yılı daha acısıyla, tatlısıyla uğurladık. 2017 yılının; mutlu, dingin, huzurlu, birlik ve beraberlik içerisinde, sevgiyle ve sevdiklerinizle, gönlünüzce yaşayacağınız bir yıl olmasını diliyorum.
Yurdagül Saltık
Nefes Eğitmeni ve Yaşam Koçu