Size anne diyebilir miyim?

,

Klasik Türk filmlerinde sıkça gördüğümüz sahnelerden birinde geçer bu replik: “Sizi çok sevdim. Size anne diyebilir miyim?” Gariban çocuk, annesi olduğunu bilmeden, kendisine yönelik davranışları, sıcaklığı, ilgisi, sevgisi nedeniyle içinin ısındığı kadına seslenir bu cümlelerle. Sevilen kadın da genelde ağlayarak karşısındaki çocuğa sarılır cevap niyetine.

Anneler için annelik ömür boyu kişinin kendini pek çok kıstasa göre sorguladığı bir süreç. Bir annenin gönlünü ferahlatan yegane duygu sevgidir. Bütün annelerin çocuklarını sevdiğinden kuşku yok. Bu sevgiyi davranışlarla çocuğa yansıtmaya gelince iş değişiyor. “İnsanın çocukluğu anavatanıdır” diye çok yerinde bir tespit var. Hakikaten anavatanında mutlu olan çocuk, büyüyünce de yaşadığı topraklarda mutlu olmayı bilir. Peki ya anavatanında mutlu olamadıysa?

Bir psikoterapist olan yazar Jasmin Lee Cori “Var’olan Annenin Yok’luğu” (Kitabın orijinal adı çevrildiğinde “duygusal olarak mevcut olmayan anne” karşılığı ortaya çıkıyor) isimli kitabıyla işte o çocuğa seslenmiş, Annesi oradayken bile her şeyi eksik olan bir şekilde ayakta kalmış o çocuğa. Çocuklukta verilmeyen sevginin telafisi bulunduğunu da çok dikkatli bir dille anlatmış kitabında. Çocuk psikolojisi ile ilgili bilgilendirici içeriğe sahip olan kitapta, çocukluklarında eksik kalanlardan ötürü ileriki yaşlarında sorun yaşayanlara da yararlı olabilecek bir kitap.

İçinizde bir boşluk hissi varsa, sevildiğinize bir türlü ikna olamıyorsanız, sizi anlayacak kimsenin olmadığını düşünüyorsanız, yakınlık kurmaktan kaçınıyor, bunu riskli buluyorsanız, insanlara güvenmekte güçlük çekiyorsanız, insan ilişkileriniz inişli çıkışlıysa, terk edilme, şiddete uğrama ya da şahit olma öykünüz varsa, anne ya da babanızdan biri siz küçükken öldüyse, anne veya babanızdan birinin psikolojik bir sorunu vardıysa bu kitap sizin tüm eksikliklerinizi telafi edecek bilgilerle donatılmış.

-Boşluk boşluğu çeker, yokluk yokluğu. Anne yoksa benlik de yoktur-

Kitabın giriş bölümünün ardından yer alan “Annelik” başlıklı birinci bölümünde, annenin çocuğa ömür boyu eşlik edecek mesajları sıralanmış;

1-Burada olduğun için mutluyum. (Bir çocuğun duyması gereken ilk mesaj hem de henüz rahimde yer aldığı zamandan itibaren)

2-Seni görüyorum.(Anne ayna olarak çocuğa verebildiklerini içerir. Anne bu mesajıyla çocuğun benlik oluşumunun en temeli mesajını iletir)

3-Benim için özelsin. (Genelde sözle değil davranışlarla verilen bu mesaj çocuğun özel ve değerli olduğunu iletir)

4-Sana saygı duyuyorum. (Çocuğun eşsizliğini desteklemek, seçimlerini ve kararlarını kabul ettiğini belirtmek, onu olduğu gibi değerli bulduğunu anlatmak için verilen mesajdır)

5-Seni seviyorum. (Sözün yanı sıra davranışlarla iletilir)

6-İhtiyaçların benim için önemli. Benden yardım isteyebilirsin.( Anne bu mesajla dikkatinin sevgiden ve samimi bir ilgiden kaynaklandığı duygusunu iletir. Böylece çocuk kendisini bir yük, ihtiyaçlarını da ayıp şeyler olarak algılamaz.)

7-Buradayım. Sana zaman ayırabilirim. (Çocukta rahatlık ve güven hissi sağlar)

8-Seni korurum.(Çocuğun dışa dönmesi için en temel mesajdır. Bu mesajı alamayan çocuklar hayat karşısında ezilmiş hisseder ve kişiliğinde savunmacı yapılar oluşturur)

9-Bende huzur bulabilirsin. (Anneler huzur bulunan limanlardır)

10-Senden hoşlanıyorum. Benim içimi aydınlatıyorsun.(Çocuğa güven ve değer duygusu verir)

Kitabın “İyi Anne’nin Birçok Yüzü” başlıklı ikinci bölümünde de anneni yerine getirdiği rolleri “yüzleri” olarak sıralanır ve bu rollerin çocuğun gelişmesindeki psikolojik işlevleri sıralanır.

1-Kaynak olarak anne (Çocuğun kaynağı annedir. Aidiyet duygusunun temelini oluşturur.)

2-Bağlanılacak yer olarak anne (Anne çocuğun dünya ile ilk bağıdır. Anne bağlanılacak yer olarak görülmediğinde yetişkin yıllarında kontrolsüz savrulmalar görülebilir)

3-İlk müdahaleci olarak anne (Küçük bir bebek için her ihtiyacı acil bir ihtiyaçtır. İhtiyacı olduğunda yardımın hemen geleceğine olan inancı temel güven duygusunun oluşması için olmazsa olmazdır.)

4-Düzenleyici olarak anne (Anne düzenleyici olarak orada bulunduğunda bebek denge durumundadır. Çocuk etkili bir düzenleyici anne olmaksızın duygularını etkin bir şekilde yönetmeyi öğrenemez)

5-Besleyici olarak anne (Anne çocuğu hem fiziksel hem de duygusal olarak besler. ‘Seni seviyorum’ mesajı bu konuyla ilgilidir. Çocuğun ilk dili dokunmaktır ve annenin çocuğunu tutuş şekli bile çok şey ifade eder)

6-Ayna olarak anne. (Annenin çocuğun benlik oluşumundaki en temel yüzüdür. “Seni görüyorum ve sen gerçeksin” mesajının verilmesidir.)

7-Destekleyici olarak anne. (Annenin cesaretlendirme rolü vardır)

8-Akıl hocası olarak anne. (Anneler çocuklarının ilk yaşam koçudur)

9-Koruyucu olarak anne. (Çocuk annesinin hep yanı başında olduğunu bilmek ister. Annenin koruyucu olarak var olmaması da aşırı koruyucu olması da sorunlu durumlardır. )

10-Sığınılacak yer olarak anne. (Annenin, “Senin için buradayım. “,”Bende huzur bulabilirsin.”, “Benden yardım isteyebilirsin” mesajlarını sağlıklı verebilmesi ile sığınılacak yer olması mümkündür. Çocuk hayatta yenik düştüğünde, kalbi kırıldığında döndüğü yer annedir ve orada rahatlar)

Yazar kötü anneliğe maruz kaldığını anlayanlara kendi kendilerinin ”iyi annesi” olmayı öğrenmek zorunda olduklarını söylüyor ve iyi anne enerjisiyle nasıl bağ kurulacağını somut ve faydalı önerilerle aktarıyor.

Kitaptan altını çizdiğim cümlelerle aktaralım:

-“İyileşmek için sadece nelerin eksik olduğunu kabul edip, onlar için üzülmemiz değil onları tamamlamak için yollar bulmamız gereklidir. Şefkat eksikliklerini ve annenin tam olarak var olmamasını düzeltmek için “iyi anne enerjisi” ile bağ kurmamız gereklidir”

-“Şefkat ve ilgi görmek isteği insan olmanın bir parçasıdır”

-“Kırılgan olmak için kendinize izin verin ve bırakın o sizin yakınınızda olsun. Ancak o zaman size vereceği armağanlara sahip olabilirsiniz”

-“Annesinin kollarında ona güvenerek uyuyan bir çocuk gibi yumuşak ve kabul edici olmanız gerekir, dolayısıyla içinizde bunu oluşturacak güvenilir insanlar bulmalısınız”

-“Çocuklar bir gecede büyümez. Ve amaç ruhunuzun yaralı kısımlarını iyileştirip sağlıklı ve tam bir yetişkin haline gelmekse bu aşamalar halinde olur. “

-“İçinizdeki çocuğun özel bir ilişkide anlamlı olan şeyin değerini bilmesi ve onunla uzlaşabilmesi için yetişkin yanınızın ona karşı yeterince koruyucu olması gerekebilir.”

-“Çocuk tarafımızın birçok yarası var ve dolayısıyla yaralı bir yetişkine temel olabiliyor. Bu yaraların önemli bir kısmı iyi yönetilmiş ve görünmüyor olsalar bile bazen dışarıya sızıyorlar ve acemice davranabiliyoruz”

-“Çocuk bir sevgi bankası gibidir. Ne kadar çok verirseniz o kadar çok alırsınız”

“Kendi çocukluğunuzun ihmal edilmişliğini, içinizdeki çocuğa şimdi ilgi göstererek iyileştirebilirsiniz”

“İyileştikçe hikayeniz değişir”

Kitabın şu cümleleri ise “kimseye değilse bile kendimize anne diyebileceğimizi ortaya koyuyor:

“İyi anne” ilgisini gösteren birisini bulabilirsen ya da içlerindeki çocuğa kendileri “iyi anne” olabilenler için kötü annelik görmüş olmak hissinin yerini “iyi annelik” görmüş olmak hissi alabilir. Kendinizi sevilmiş. Desteklenmiş ve ilgilenilmiş hissedebilirsiniz. Hayır, geriye gidip geçmişi hafifletemezsiniz. Fakat o zaman hak ettiklerinize şimdi sahip olabilirsiniz. Romancı Tim Robins’in dediği gibi, “Mutlu bir çocukluk yaşamak için asla geç değildir”

Nurten Deliktaş Önel
İletişim Uzmanı ve Profesyonel Koç

Nurten Deliktaş Önel

Nurten Deliktaş Önel

Yazarın Diğer Yazıları