Herkes Hayatında Mutluluğu Arar

,

Bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde her insan hayatında mutluluğu arar. İlk önce okulu bitirince mutlu olacağımızı zannederiz. Sıkılmışızdır devamlı ödev yapmaktan, artık gerçek hayata atılmak isteriz. O zaman mutlu olacağımızı zannederiz.

İşe başlayınca bir süreliğine mutlu olduğumuzda olur, insanın kendine ait bir parası olması, bunu istediği gibi harcaması, iş çıkışı akşamları ve hafta sonları özgür olması istediklerini yapması insanı mutlu eder.

Ama bir süre sonra bu da artık bir rutine girer ve insan gene mutluluğu başka yerde aramaya başlar. Evlenmediğimiz ya da kalıcı bir ilişkimiz olmadığı için mutsuz olduğumuzu düşünmeye başlarız. Evleniriz her şey çok güzeldir aynı bir rüya âlemindeyizdir, bir süre sonra gene mutluluk seviyemiz düşmeye başlar ve evimiz veya arabamız olmadığından mutsuz olduğumuzu düşünmeye başlarız.

Ev ve araba da aldıktan sonra gene aynı kısır döngü başlar ve bu sefer çocuğumuz olmadığı için mutsuz olduğumuzu düşünmeye başlarız. Çocuk hayatımızı komple değiştirir, hayatınızdaki herşey sil baştan yeniden kurulur. Aman sağlıklı bir şekilde doğsun, hele bir emeklesin, dişi çıksın, yürüsün, konuşsun, kreşe başlasın, okula başlasın, ilkokulu bitirsin, ortaokulu bitirsin, lise, üniversite, dur bir işe girsin, hele bir evlensin vs derken bir ömür geçmiştir ve biz bu sefer emekli olunca mutlu olacağımıza inanmaya başlamışızdır.Herkes Hayatında Mutluluğu Arar

Henüz ben o noktaya gelmedim ama emekli olanlardan dinlediğim kadarıyla o da insanı pek mutlu etmiyor. Hep bir şeyler eksik kalıyor. Söylemesek bile içimizde hep bir eksiklik hissediyoruz ve onu bazı eşyalar veya kişiler ile kapatmaya çalışıyoruz. Hep bir şeyimiz olmadığı için (para, iş, eş, çocuk, kariyer, ev, araba, yazlık, tatil, boş vakit…) mutsuz olduğumuzu zannettiğimizden onu elde ederek mutlu olmaya çalışıyoruz ama her seferinde hedeflediğimiz şeye ulaşsak bile bir süre sonra gene mutsuz olduğumuzu fark edip bu sefer kendimize ulaşırsak mutlu olacağımızı zannettiğimiz yeni bir hedef koyuyoruz.

Ama aslında nasıl gerçek mutluluğa ulaşabileceğinize, kendinizle ve çevrenizde nasıl uyumlu ve mutlu olabileceğinize dair evrensel bilgiler veren kaynaklar bulmak mümkün. Mutlu olmak için bir ömür boşu boşuna beklemeyin, şimdi ve şu anda mutlu olabilirsiniz. Tek yapmanız gereken Mevlana, Yunus Emre, Stephen Covey, Eckhart Tolle gibi ustaların yazdıklarına kulak vermek ve onların bahsettiği temel kanun ve kuralları öğrenip hayatınızda uygulamanız. Einstein’ın dediği gibi “problemleri onları yarattığınız bilinç seviyesinde çözemezsiniz”. Çünkü zaten o bilinç seviyesi bu problemin oluşmasına sebep olmuştur ve o bilinç seviyesinde olduğunuz için çözümü de göremiyorsunuzdur. Bu yüzden bakış açınızı değiştirecek yeni bilgiler almanız ve bu yeni bilinç seviyesi ve bakış açısı ile durumu tekrar değerlendirmeniz gerekir.

Buradaki en önemli noktalardan biri ise sadece kitapların size mutlu olmayı öğretemeyeceği, önünüzde o felsefenin yaşayan canlı bir örneğini görmezseniz okuduklarınızı doğru şekilde anlamanız veya uygulamanız asla mümkün olmayacaktır. Doğru bile yapsanız aklınızda hep “acaba doğru mu yapıyorum?” süphesi bulunur. Ünlü Kazak psikolog Marina Targakova’nın dediği gibi bilgiyi okuyarak öğrenemezsiniz, ancak o bilgiyi içselleştirmiş ve hayatında uygulamış birisinden duyarsanız o bilgi kalbinize ulaşır. Dolayısıyla mutlu olabilmek için ilk yapılması gereken şey ulaşabileceğimiz yakınlıkta iletişim kurabileceğimiz ve gerçekten size örnek rol model olabilecek bir rehber aramaktır.

Unutmayın “öğrenci hazır olduğunda öğretmen gelir!”

En yakın zamanda öğretmeninizi bulmanız dileğimle,

Okan Arslantürk
Mimar, Profesyonel Koç, Aile Danışmanı

Okan Arslantürk

Okan Arslantürk

Yazarın Diğer Yazıları