Ruhunuza Üfleyen Kadınlar

,

Benim İstanbul’a iş için gittiğim geçen hafta, iş arasında eski arkadaşlarımla bir kahve içme fırsatı bulmak çok keyifliydi. Ne zamandır görüşemeyince de o kısacık zaman aralığına sığdırabildiğimiz kadar sohbet ile sıcak kahve molası şahaneydi. Hepsi benim gözümde kendi alanlarında, kendi hayatlarının koşuşturması içinde “Savaşçı kadınlar”…

Sonra bir kitabı hatırladım okuduğum. Okuma sürecim öyle kolay olmamıştı başta. Başlayıp ara verdiğim, sonra yine devam ettiğim, arada başa döndüğüm yerleri de olan Kurtlarla Koşan Kadınlar…

Onlar için, bana hissettirdikleri için birer alıntı ve bu alıntının bendeki yansımalarını, benim ruhuma üfleyişlerini yazmak istedim, kim oldukları bende gizli kalarak;

“Derin bir yara iziniz varsa, o bir kapıdır; eski, çok eski bir öykünüz varsa, o da bir kapıdır. Gökyüzünü ve suyu tahammül edemeyecek kadar çok seviyorsanız, o bir kapıdır. Daha derin bir hayatı, eksiksiz bir hayatı, makul bir hayatı özlüyorsanız, o da bir kapıdır.”

Hayatımızın pek çok farklı yoluna açılan kapılar… Bazen öyle zamanlardan geçeriz ki; dayanma gücümüzü sonuna kadar kullandığımızı sanırız. Oysa biz kadınlar kolay kolay pes etmeyiz. O yolda verdiğimiz savaştan kalan yara izine bakarak daha da kuvvetli yol alırız. Biriktirdiklerimiz bize farklı yollarda ışık olur, gökyüzü, deniz, martıların sesi, vapur düdüğü, eskiden gelen bir dost sesi yol arkadaşı olur bize ve hep daha iyiye, daha güzele ulaşacağımızı bilerek… Tüm o yaralarımızdan daha güçlenerek, daha cesur bakarak hayata…

“Sanat önemlidir. Çünkü ruhun mevsimlerini ya da ruhun yolculuğundaki özel veya trajik bir olayı anımsatır. Sanat, sadece kendimiz için değildir, sadece kendi kavrayışımızın bir göstergesi değildir. Peşimizden gelenler için bir haritadır da.”

Yaşantımızda ne varsa onu sanatla anlatabiliriz cesurca. Duygularımızı formlarla, renklerle tanımlayabilen kendi amazon ruhunu bilen kadınlar olarak. Bir hediyeyse sanatla kutlayabiliriz, acıysa sanatla dindirebiliriz, öfkeyse sanatla affedebiliriz, mutluluksa sanatla coşabiliriz… Ruhumuzun, zihnimizin ve bedenimizin dengesi için; sanat bizi iyileştirir. Bu sadece tek bir kişi için de değil, bizimle birlikte en yakınımız için ve onun yakını için de değişimi beraberinde getirir. Duygular önümüzde renklerle dans ederek tüm farklı yolları da sunar bize… İşte gerçek cesaret, tüm bu renk cümbüşü ile ruhumuzun derinliklerinde yol alabilen biz kadınlar…

“Duyguların dengeli bir şekilde değerlendirilmesi, kesinlikle bir kendine saygı duyma işidir.”

Dingin, farkında ve merkezinde… Bazen öyle olaylar yaşarız ki isyan ederiz. Neden deriz… Niye ben… Bazı kadınlar da vardır ki; hep dingin, hep farkında, hep merkezinde. Neden demez… Niye demez… Hep kendi merkezinde, şükür diyerek… Bundan da öğrendim ki diyerek…

“Özlemlerimizi ve hayal kırıklıklarımızı gençken olmaya alıştığımız şeylerin, geçmiş yüzyıllarda bilmeye alıştığımız şeylerin kemikleri üstüne ve gelecekte hissettiğimiz diriliş üstüne döktükçe, dört ayak üstünde sağlamca dururuz. Ruh döktükçe yeniden canlanırız. Zayıf bir çözelti, eriyen narin bir şey olmaktan çıkarız. Hayır, dönüşümün oluş evresindeyizdir artık.”

Şahane bir kadın daha, o hayattaki misyonunu hayat ona ne sunarsa sunsun, kendi kurallarını yeniden yeniden yazan, pes etmeyen, her zaman küllerinden yeniden doğan kurt kadınlardan. Onun bu hayattaki nagueli ne bilmiyorum ama tüm kadınların bir tarafı, olmayı hayal ettiği yanı olan, geçmişte yaşadıklarından, köklerinden beslenerek yol alan. Yol aldıkça büyüyen, büyüten, beslenen ve besleyen…

Karanlık olsa bile, insan yolunu kaybetmiş hissetse bile, iniş besleyecektir. Bilmemenin, görmemenin, körlemesine gezinmenin ortasında bile bir şey vardır, yürüyüşünü sürdüren, haddinden fazla var olan biri. Biz sola gideriz, o da sola gider. Biz sağa gideriz, o da tam arkamızdan gelir, bizi destekler, bize yol açar…

Hepimizin içinde olan bu güçlü kadınlara selam olsun…

 

Ceyda Tezel

Aile Danışmanı – Profesyonel Koç
www.optimalkocluk.com.tr