Samimiyet Kokusu

,

Nasıl burnumda tüter…
Özlerim…
Nerede olursa olsun tanırım.
Her insanın kendine özgü bir kokusu vardır, mekanlar, şehirler gibi…
Mesela İzmir özgürlük kokar bana hep.
Rahmetli anneannemin evi aile kokardı, hala hatırlarım…
Kötü, güzel, ağır, hafif diye tanımladığımız tüm kokular geçip gittiğinde ki onlar geçip giderler zaten. Geriye kalan o koku hiç değişmeyen, tanıdık, bildik..
İnsanın sadece koku alma duyusuyla değil de, tüm duyularıyla algılayabileceği hatta derisiyle gözeneklerinden içeri çekebileceği bir koku bu, görebildiğin, dokunabildiğin aynı zamanda…
Bebekleri koklarız ya hani mis gibi bebek kokusu deriz. Neden? Henüz değişmemiş, kirlenmemiş insanın en saf halinin kokusudur o. Kimsenin karşı koyamayacağı, sanki burnunuzdan içeri çektiğinizde doğrudan kalbinize ulaşır, ruhunuzu dinlendirir, kalp ritminizi dinginleştirir. Dünyanın en soğuk insanını bile eritebilen bir koku. Bu; kokuyu içeri almaktan öte adeta kokuya teslim olmaktır. Öze dönüştür. Hepimizin ihtiyaç duyduğu huzurdur. Arınmak, tazelenmek, hafiflemek, sadeleşmek, affetmek, bağışlanmak, vazgeçmek, bırakmak gibidir. Tek tek kabukları soymak, maskeleri bırakmak gibidir. Kendine dönmek gibidir. Saflaşmak…

Öyleyse her duygunun bir kokusu ya da her kokunun bir duygusu vardır diyebiliriz.

Peki insanın kokusu değişir mi?

Ya da nasıl değişir?

Malum hepimiz henüz bebekken böyle kokuyorduk, sonra ne mi oldu?
İnsanın duygusu kimyasını, kimyası kokusunu değiştirir.
Sadece yediğimiz içtiğimiz değil de, her neyle besliyorsak zihnimizi, ruhumuzu da kimyamızı etkiler..
Öğrendiklerimiz, deneyimlerimiz, bildiklerimiz, ve en yakınımızdan başlayan transferlerle farklı frekanslarda kokulara maruz kalırız.
Huzur kokar bazı insanlar, kimi telaş, kimi kaygı, kimi neşe, kimi şüphe ve tabii ki bazen, biz de dolaşırız bu kokular arasında. Diğeri de alır kokuyu zaten. Kokular bulaşıcıdır da.
Mesela; insanı çıldırtan ve en saçma şeyleri yaptırabilen şüphe..
Şüphe, kokusunu algılayan insana da bulaşır. Artık ona da sirayet etmiştir. Ya da güven kokusu şüphe kokusunun panzehiri olabilir. En ihtiyaç duyulan kokular arasında yer alır.

Benim en sevdiğim kokulardan biridir samimiyet, iki insanın arasında kurulabilecek en güzel köprüdür ve bulaşıcılığı eşsiz bir etki yaratır. Alt notalarda eşlik eder en bildik kokulara; neşe, hüzün, güven gibi…

Eğer bir yer ya da insan samimiyet kokuyorsa, gerisi teferruattır. Diğer kokular eşlikçidir artık farklı tatlar gibi ve asıl koku samimiyetse diğer notalar daha da saflaşmaya başlar. Görüş de berraklaşır, sesler de netleşir, güzelleşir, deneyim daha derinleşir, saflaşır ve saflaştırır. Yolunu kaybettiğinde pusula gibidir adeta.

Duyduğumuz kötü kokular ise diğer tüm duyularımızı etkiler, bazen görüşümüzü bulanıklaştırır, bazen farklı duymamıza neden olur.

Mesela korku; en keskin kokulardan biri.
Alt notalarda böyle keskin bir koku varsa diğer kokuların etkisi sürekli değişir.
Gözünün önündekini göremezsin.
Genelde gördüğünü kendi zihnine/kokuna göre yorumlarsın.
Bu yorumlar gerçekliğin haline gelir.
Sanırsın ki senin bildiğin doğru, senin deneyimin asıl olan, senin acıların daha ağır, sanırsın ki dünya senin etrafında dönüyor.
Herkes farklı bir dünya, koku, hatta evren halbuki..

İnsanların, mekanların, şehirlerin kokularını algılayabildiğimiz gibi kendi kokumuza karşı da duyarlıyızdır, bir çeşit farkındalık gibi daha da geliştirilebilir. Tüm geçip giden kokuların ardında kendi kokunun farkındaysan eğer, etrafına nasıl bir koku yaydığının bilincindesindir. Kendine, mekanlarına, insanlarına nasıl bir etkide bulunuyorsun? Hangi kokular seni daha çok etkiliyor? Hangileri senin için gelip geçici? Kendinle kurduğun köprüde en alt notalarda hangi kokular var? Başkalarından beklediğin samimiyeti kendinle aranda koruyabiliyor musun? Kendine karşı gerçekten samimi misin? Kendinle ilişkinde saflaşmaya hazır mısın? Algını kirleten o kokuların varlığına alıştın mı? Onlarla gerçekten mutlu musun?

Kendine nasıl kokuyorsan hayatla olan ilişkin de sana o kokuyu getirmeye devam edecek.
Peki ya en saf halimizin kokusu?

Dünyaya gelişindeki halinin kokusunu hatırlayabilir misin?

Özün kokusu en güçlü panzehirse; hatırlamaya, korumaya, yaymaya değmez mi?

Demet Ulus