Sebepler

,

“Artık ödevimizi, ödevlerimizi yerine getirmek bizi tatmin etmiyor. Onları yerine getirmek bir çeşit duygusuzluğa yol açmakta, ödevler yerine getirildikten sonra içimizde bir rahatlama olmuyor. Sebebi de bu ödevler artık çok eskimiş şeyler, çok eski ve çok kolaylaşmış sorumluluklar. Bunlar gerçek vicdanın ihtiyaçları değil artık…”

Dünya her gün, ihtiyaçlar her gün, istekler her saniye, arzular her an… değişiyoruz. Değiştiriyoruz olma şeklimizi. Dünyayı değiştiriyoruz. Dünyada bizi değiştiriyor. Düşüncelerimiz bedenimizi, bedenimiz ise düşünme şeklimizi.

Bizler bütün bu küçük değişimlerin farkına varmadan yaşarken, sürekli mutsuzluğun peşinden bir gidişte can buluyoruz. Can bulmak mı, her gün ölmek mi? Onun kararını bile vermekten kaçınıyoruz, çekiniyoruz.

Korkularımız, utançlarımız, söylediklerimiz ve söyleyemediklerimizle kendimizi ödevlerimizin arasında var etmeye çalışıyoruz.

“Bir şeyi iyi yapmak istemek ile o şeyi iyi yapmak için bir sebep olması aslında temelden farklı iki şeydir.” Fazıl Say- Akılla bir konuşmam oldu.

Bizler sadece geçici hayatlar yaşamadığımızı, geçiciliğin rahatlama getirmediğini, geçiciliğin özenden yoksunluk getirdiğini anlamaya çalışırsak farkındalıkla yaşayabiliriz.

Farkındalık, bize bedenimizin dilini hatırlatır, farkındalık konuşmanın ve bazen sessiz kalmanın müziğini dinletir. Karşımızdakini dinlerken gerçekte ne demek istediğini duymamızı sağlar. Farkındalık bir fincan kahvenin bedendeki titreşimlerinin ne kadar da çok şey ifade ettiğini hatırlatır.

Farkındalık neyi neden yaptığımı bilmeme yardım eder. İster devam ederim, ister vazgeçerim. Seçim hakkımın olduğunu her ne yaparsam yapayım kontrolün bende olduğunu hatırlatır. Varlığımın bilincini getirir. Ben olmazsam hiç bir şeyin olmayacağının inancını getirir.

Ben olmanın ve yaptıklarımı bilmenin ve sebeplerini anlayarak yapmanın hafifliğini anlayabilmek niyetiyle…

Namaste..!

 

Aslı Tamaç
Yoga Eğitmeni
www.yasamlayoga.com