“Sen düşünceden ibaretsin. Geriye et ve kemiksin. Gül düşünür, gülistan olursun. Diken düşünür, dikenlik olursun.” MEVLANA

,

Ne güzel bir söz. Biz hala bunu anlamaya çalışıyoruz. Bugün kişisel gelişim eğitimlerinde, bu konu ile ilgili okuduğunuz birçok kitapta düşüncelerin gücünden bahsedildiğini biliyorsunuz. Birileri bir yerlerde bir şeyler söyler, o sözler titreşim halinde yayılır ve içinde taşıdığı sihirli tozlara göre gider yolunu bulur.

Yeni bir yıla girerken kendimize söz verelim. Söylediklerimizin sorumluluğunu alma sözü olsun. Eğer söylediklerimizden sorumlu olduğumuzun bilincinde olursak sanırım olumlama olarak kullanmamızı gereken anlamlar doğal olarak cümleler haline gelir. Bu cümleler bize yeni olumlu düşünceler oluşturur olumlu hislere dönüşür, yeni kodlar ve olumlu şemalar ile yaratımlar yaparak, doğal bir iyileşme ve düzelme süreci içersinde büyümemizi sağlar. Yazının başında ki Mevlana’nın sözü bunu çok güzel açıklamış.

Sen fark et her durum ve koşulda algın ve anlamlandırman, sözcükler olarak çıkar ve titreşim yayar. Sen nasıl bakarsan o olur. Gülü görmek istiyorsan gülü gör ki gülistan olsun her şey. Eğer gülü isterken dikeni düşünürsen dikenlik olur her şey.

Bu o kadar çok ki hayatımızda sevgilimize, eşimize veya çocuğumuzla ilişkilerimizde korku ve kaygı o kadar büyür ki endişeye dönüşür ve aslında arzu etmediğimiz düşünce bizi birden kaplayarak istemediğimiz sözcükleri sarf ederken buluruz kendimizi. Öfkeli ve stresli bir hal içinde anı yaşamak yerine, ya geçmiş deneyimlerimizin bizde yarattığı korku içinde ya da geleceğin belirsizliğin kaygısı içersinde oluveririz. İşte sadece bunun için bile önemlidir. An’ın farkındalığı. An’da yaratım vardır. An’da yüksek titreşim vardır. Sen onunla uyumlanırsan yaratırsın. İstediğin her şeyi yaratma kudret senin içinde tanrısallığın sana bunu vermiştir. Halbuki sen yaşamın boyunca bunu fark etmeden devamlı yanlış sokaklarda dolaşıp durursun. O halde var mısın bu yeni yılda arık kendini yanına almaya ve tüm yaşam sorumluluğunla birlikte Kendin ol’maya. Bunun için önce gözlemci olarak başla. Kendini gözlemle. Önce düşüncelerini gözlemle, sonra sende yarattığı hisleri ve sonrasında bunların nasıl kelimelere ve sözcüklere döküldüklerini fark et. Yakaladığın her şeyden keyif al. Sakın bastırma duygunu o senin bir parçan. Fark et bu duygu bugününe hizmet ediyor mu? Kime ait? Onun yerine ne istiyorsun? Hemen istediğin halini koy. Harika değil mi? Çocuk gibi oyna. Zihninin sana oyun yapmasına izin verme. Sen ona oyun oyna J

Bu keyifli oyunu oynamaya başladığında her şey çok farklı görünecek sana.

2017 senin oyun senen olsun.

Sevgilerimle,

 

Öznur Yılmaz BERK
Profesyonel Koç ve Eğitmen
www.oznuryilmazberk.com