Neden Yorgun Hissediyoruz?

,

Ekim ayı tatil dosyasını tamamen kapatıp yeni dönemin temposuna ayak uydurmak ve her güne zinde başlamak demek benim için. Açılan okullar, temposu artan iş hayatı ve yavaş yavaş kendini hissettiren soğuklar… Bütün bunlar uzun bir yaz tatilinin ardından gelince kendimizi bir hayli yorgun hissedebiliyoruz. Birçok nedenin bizi etkilediğini düşünürken acaba beslenme seçimimizin bu yorgunluktaki payı ne?

Hücrelerimiz herhangi bir mineralden eksik kaldığında yorgunluk sorunu karşımıza çıkar. Demir, potasyum, sodyum ve magnezyum eksiklikleri hücresel yorgunluğun başlıca nedenlerindendir. Demir oksijenin taşınması, depolanması ve enerji üretiminde önemli görevleri olan bir mineraldir. Kansızlık olarak bildiğimiz demir eksikliği yorgunluğa da önemli ölçüde yol açmaktadır.

B12, folik asit ile birlikte alyuvarların üremesini sağlar. Alyuvarların işlevi bütün hücrelere oksijen taşımaktır. Bu sebeple B12 dinç ve zinde olmamızı sağlar. B12 vitamini eksikliği olan kişilerde yorgunluk, halsizlik ve kalp çarpıntısı görülür. B12 vitamini, topraktaki mikroorganizmalar ve hayvanların bağırsaklarındaki mikroorganizmalar tarafından üretilir fakat bağırsaklarımızda yapılan miktar yeterince emilmemektedir, bu nedenle gıdalardaki B12’yi tüketmemiz önerilir. En zengin kaynaklar; karaciğer ve dalaktır. Ayrıca, yumurta, balık, peynir ve et de B12 açısından zengindir.

Vitamin ve mineral rezervlerimiz için dikkat etmemiz gerekenler,

  • Glisemik indeksi düşük olan yulaf ezmesi, tam tahıllar, kahverengi ve kepekli pirinç, sebzeler, bakliyat, kan şekerini yavaşça yükselterek uzun süre enerji dengemizi sağlar. Ayrıca enerji metabolizmamızdan sorumlu olan B grubu vitaminlerini bulundurur.
  • Ispanak demirin yanı sıra, içeriğindeki potasyum ve magnezyum gibi minerallerle de halsizlik ve yorgunluğumuzu alır.
  • Yoğurt iyi bir protein kaynağı olmasının yanı sıra, daha önceki yazılarımda da bahsettiğim gibi, içerdiği probiyotik bakteriler sayesinde vücut direncimizi artırıyor ve bağırsak floramızı düzenliyor. Çalışmalar probiyotiklerin kronik yorgunluğun etkilerini azalttığını göstermektedir.
  • Kurubaklagiller, vücudumuzun temel enerji kaynağı olan kopmleks karbonhidratların yanında protein ve posa için de en ideal besindir. Uzun süre enerji dengemizi sağlar ve yorgunluğun etkilerini azaltır.
  • Minerallerde bahsettiğim magnezyum eksikliği halsizlik, kas yorgunluğu, kas ağrısı ve krampların yaşanmasına neden olur. Magnezyumdan zengin beslenmek yorgunlukla savaşmamıza yardımcı olur. Kabak çekirdeği, ay çekirdeği, badem, fındık, kaju magnezyum için iyi bir kaynaktır.
  • C vitamininden zengin kivi, sivri biber, maydanoz, portakal gibi besinler vücut direncimizi ve enerjimizi yükseltir. Ayrıca yumurta ve kırmızı etle birlikte tüketildiğinde demirin emilimini artırarak halsizliğin önlenmesine yardımcı olur.
  • Vitamin ve mineral desteğinin yanında su, vücutta oksijenden sonra gerekli en önemli besin öğesidir. Vücutta yeterli su bulunması enerji dengesi için en önemli kural. Suyun yanı sıra vücudun sıvı ihtiyacını karşılamak için çorba, ayran, taze sebze ve meyveler ile bitki ve meyve çaylarını da tüketebiliriz.

Sağlıklı ve zinde günler dileğiyle…

Su Tezel

Su Tezel

Su Tezel

Yazarın Diğer Yazıları