An’da ve Bugünde yaşayabilmek

,

Nazım Hikmet’in dediği gibi;

Güneşin etrafında on kere döndü dünya.

Ona sorarsanız: “Lâfı bile edilmez, mikroskobik bir zaman.”

Bana sorarsanız: “On senesi ömrümün.”

Zamanın izafiyeti her şeyi açıklıyor. On yıllar kimine göre tüm bir yaşam, kimine göre zamanda bir an.

Bizler, gündelik yaşamda, düşük hızlar dünyasında yaşarken; Einstein, bizi yüksek hızlar dünyasına götürüp ışık hızıyla gezdirdiğinde anlarız ki yüksek hızlarda zaman “yavaşlar” ve de uzunluklar “kısalır”. Böylece uzayda zamanın mutlak olmadığını öğreniriz. Bana göre bu bilgi evrenin oluşumundan beri insanoğlunun öğrendiği en müthiş ve en önemli bilgidir. Çünkü aslında insanın zamandan daha değerli hiçbir şeyi yoktur.

Geçen sene yazdığım yeni yıl mesajımı okuduğumda görüyorum ki, o günden bu güne tam tamına 365 gün geçmiş. Değişen hiçbir şey olmamış. Benzer mutluluklar, umutlar; benzer mutsuzluklar, umutsuzluklar… Hatta ne yazık ki bu sene çok daha fazla üzüldüğümüz olay olmuş, korkmuşuz, kayıplar vermişiz.

2016 yılının bu son günlerinde acısıyla tatlısıyla geçen bu yılı her şeye rağmen eğer çok hızlı geçirdik diyebiliyorsak bu ancak onu güzel geçirdiğimiz içindir.  Kendi kişisel tarihlerimize baktığımızda gerçek acıyla ve dertle geçen günler geçmek bilmez, zaman o an’larda yüzyıl gibidir. Yaşadım diyebilmek için tek yaşanması gereken gün bugündür. Sıkıntıdan, hüsrandan, olan bitene kızgınlıktan “keşke başka bir zamanda yaşayabilseydim” dediğimiz birçok an olsa da eminim bir şans verilseydi her birimize, hiçbirimiz bugünü ve tüm sevdiklerimizi bırakıp geçmişte ya da gelecekte yaşamak istemeyecektik. Çünkü hayat sevdiklerimizle değerli. Zaman iyi an’larda çabuk geçiyor.

Hayat büyük ve küçük mucizelerden oluşuyor. Buna inanmayı seçen insanlar için ise her gün çok keyifli. Her an her şey olabilir, iyisiyle ve kötüsüyle. Kötü şeyler yaşıyor olsak da asıl önemli tek şey hayata karşı olan içimizdeki inanç ve şükranı hiç kaybetmemek. Yaşadığımız her şeyi yaşamıyor da olabilirdik. İçinden geçtiğimiz yollardan geçmeseydik bugün burada olmayabilirdik. Bu satırları size mucizeleri yaşamış, yaşayan ve hayata karşı şükran duyan biri olarak yazıyorum. Bugün bu mesajımı aldıysanız eğer hayatın bu güzel mucizeleri sayesinde tesadüfen karşılaştık ve birbirimizin hayatına dokunduk.

Yıllar önce Ölü Ozanlar Derneği diye bir film izlemiştim. ‘Carpe Diem’ felsefesiyle ilk tanışmam o filmle oldu. Carpe Diem felsefesi her koşulda an’da ve bugünde yaşayabilmeme yardımcı oldu. Hayat bizi bu yollardan başka çetrefilli yollara saptırmak için elinden geleni yapıyor, günümüz dünyasında her şey baş döndürücü bir hızda gelişiyor. Yetişemiyoruz, sakin ve sabırlı kalamıyoruz, sükunetimizi koruyamıyoruz. An’ı yaşayabilmemiz konusunda büyük engeller var gibi. Sürekli erteliyoruz, ‘yarın yaparım’, ‘ yarın ararım’, ‘yarın görürüm’ gibi. Yarın hiç gelmiyor, işler bitmiyor. Birden bir şey oluyor ve hayat alt üst oluyor. O zaman anlıyoruz asıl önemli olan neydi, biz neredeyiz.

2016 yılında geride bıraktığımız çok sevdiğim hayatıma dokunmuş olan iki şarkıcıdan birisi olan Leonard Cohen;

“Hala çalabiliyorken çanları çal

Mükemmelliğini bir yana bırak

Her şeyde bir çatlak vardır

Işık bu şekilde içeriye süzülür.” diyor.

George Michael ise;

“Sevmek zor, nefret edilecek çok şey var

Umuda sığınıyoruz, ancak umut edilecek bir şey kalmamış

Yaralı gökyüzü fazla zaman kalmadığını söylüyor

Belki de tek dua etmemiz gereken şey zamandır.”

Sabahattin Ali çok sevdiğim bir sözünde; “İnsan dünyaya sadece yemek, içmek ve koynuna birini alıp yatma için gelmiş olamazdı. Daha büyük ve insanca bir sebep lazımdı.” der. Yarının ne getireceği belli olmayan bir dünyada bizim yapabileceğimiz en doğru şeyin bugünü dolu dolu yaşayarak, severek ve sevdiklerimize bunu her an hissettirerek yaşamak olduğunu düşünüyorum. Hayatta acıya teslim olmak çok kolay. Zor olan acıların farkında olarak yine de mutlu olmak.

Büyük usta Çetin Altan; “Hayat yaşandığı kadar vardır. Gerisi ya hafızalardaki hatıra, ya da hayallerdeki ümittir. Hüsranı ise bir tek yerde kabul ediyorum. Yaşamak mümkünken yaşamamış olmakta.” demiş.

Her iki ustanın paylaşımında işaret ettiği tek gerçek, elimizdeki tüm an’ları dolu dolu yaşayarak, verimli kılarak, kendimizden daha büyük ve güçlü bir amaca hizmet ederek, geriye bizden güzellikler bırakarak, “keşke” demeden yaşayabilmek.

Bu sebeple size 2017 yılında en çok zamanı doğru kullanabilme şansını diliyorum. Gerçekten sizin için önemli şeylere odaklanarak, sevdiklerinizle paylaştığınız her an’ı yücelterek, ihtiyacı olan her kimse, onun bir düşüncede, bir dokunuşta, maddi ya da manevi olarak yanında olarak, kendinizi gerçekleştirebileceğiniz şeyleri yaparak en çok da kendinizi mutlu eden bir hayatı yaşama şansını ıskalamamanız ümidiyle gönderiyorum bu mesajımı çok sevdiğim şiirlerle…

“Yaşadım” diyebilmeniz için gerçekten yaşamanız dileğiyle… Mucizeler sizinle olsun.

Mutlu Yıllar!

Sevgiyle, saygıyla ve selamla…

Tuba Uzer

Tuba Uzer

Tuba Uzer

Yazarın Diğer Yazıları