Henüz vakit varken…

,

Son bir ay hayat üzerine daha çok düşündüğüm bir zaman oldu; yaşadığım iki kayıp bunu tetiklemiş olmalı: biri, az görüştüğüm ancak her karşılaşmamızda içten gülümsemesi ve güzel gözleriyle arada geçen zamanının süresinin önemini yitirdiği bir akrabamın erken kaybı, diğeri de sert mizacı ve keskin bakışlarıyla hatırımda kalan eski bir yöneticimizin aramızdan ansızın ayrılması. Ölmekten korkmam ben; aslolanın bu hayatta yaptıklarımız olduğunu düşünürüm; adil ve iyi niyetli olmayı önemserim. Öte yandan her ölüm bana bu hayatın heran sona erebileceğini hatırlatır ve bu yüzden gerçekten yaşamak istediğim gibi mi yaşıyorum sorusunu sormaya başlarım; yine öyle zamanlardan birindeyim… İstekler, arzular, sorumluluklar bitmez ama bunların peşinde koşarken, gerçekten bize huzur vereni yaşayacak zaman bitebiliyor: evdeki hesap çarşıya uymuyor çoğu zaman. Süresi belli olmayan bir yaşam, sonu gelmeyecek gibi harcanan zaman. Çok klişe gibi görünen ama bence olayı çok güzel özetleyen şu soru geliyor aklıma: “yarın öleceğini bilsen, bugün ne yapardın?” ve sonra buna verilen yanıtlar: çok şey var… aman tanrım sadece bir günde mi yapıcam bunları? bunu zamana yaysam daha iyi olmaz mı? Biraz düşünsem, etrafa danışsam, bütçeme baksam? Emeklilikte yapacaklarımın listesi hazırdı halbuki… Soruyu sorandan gelen yanıt ise yine basit ama net: bunları yapmak için 40 senen vardı, kusura bakma süren doldu.

İnsan onun neyi mutlu ettiği ve neyin ona huzur verdiğini düşünmeye daha çok zaman ayırmalı. Bazen bırakıp gitmek, yeniden başlamak zor gibi görünse de, mutlu değilse bunu yapmalı insan gelecek mutluklardan çalmamak için. Daha önce de yazmıştım, artık o hırslı, hep en iyisine koşan bir insan değilim diye… Kariyer de yok gözümde, zenginlikte! Hala seviyorum iyi arabalara binmeyi, güzel yerlerde yemeyi, yurt dışına seyahat edebilmeyi ama öte yandan biri bana “gel” dese, “seni uzaaak bir adaya götüreyim, orada sohbet var, doğa var, sevgi var, keyif var” sanki kalkıp, gitmeye bir o kadar hazırım. Hatta ne iş olsa yaparım gibi geliyor, temel ihtiyaçlarım karşılasın da…

Bahar havası da çarptı sanırım bu ara, doğa bile yenileniyor, tekrar yeşeriyor ağaçlar, güneş tekrar kendini hissettiriyor, kuşlar cıvıl cıvıl. Bir adaya yerleşecek kadar hazır hissetmesem de hala, hayatımda ufak tefek değişiklikler yapmaya daha hazır hissediyorum. Hep beraber soralım kendimize: bugün mutlu olmak için ne yaptım? Doğanın çoşkusunu paylaşacağınız günler diliyorum.

Tugba Tugman

Tugba Tugman

Tugba Tugman

Yazarın Diğer Yazıları