Yaratıcı Öğrenciler

,

“Birçok insan görüyorum; işini sevmiyor, öylesine akıntıya kapılmış gibi yaşıyor ve hafta sonunun gelmesini bekliyor. Çok daha az insan görüyorum; işi ile bütünleşmiş ve kendisini ona adamış. İşini kendisini gerçekleştiren en önemli amaç olarak yaşayan… Birinci gruptakiler yeteneklerini, sevdikleri alanları bulamayanlar… Ve mevcut eğitim sistemlerimizde de bir çocuğun yapabileceği en kötü şey ‘hatalar’ dır. Ve sonuç şu ki insanları yaratıcı kapasitelerinin dışına yönelik eğitiyoruz. Picasso bir keresinde, bütün çocukların sanatçı olarak doğduklarını söylemiş. Problem büyüdüğümüzde de sanatçı olarak kalabilmekte.” Sir Ken Robinson

 

Birkaç hafta önce whatsappdan bir haber paylaştı bizimle kardeşim. O farklı bir ülkede yaşıyor ve 2 küçük kızı var. Her biraraya geldiğimizde onların ne kadar çabuk büyüdüğünü daha çok fark ediyorum. Zaman çok hızlı ilerliyor ve küçükler çok hızlı büyüyorlar. Büyük olan kızı ilkokula gidiyor ve okulunda yaptıklarından bahsetmeyi çok seviyor ve bu yaşta harika bir araştırmacı.

Peki sadece araştırmacı mı? Hayır…

Aynı zamanda çok başarılı bir sanatçı,

Ve harika bir oyuncu…

Nasıl yani diye soruyorsunuz şimdi belki de!

Bizimle bir haber paylaştığından bahsetmiştim yazımın başında babasının. Kızının harika geçen gösterisi sonrasında, onun bu başarısını destekleyerek; “Şimdiden imza almaya başlayın bence. En büyük tutkusu tiyatro sanatçısı olmak.” diye paylaşmıştı.

Peki bizim eğitim sistemimizde nasıl oluyor bu tür şeyler?

Neden eğitim denince aklımıza ilk olarak matematik ya da fen bilimleri geliyor?

Bu düşünce sadece bizim ülkemizde var demiyorum, birçok ülkede çok benzer yanlar var evet. Ve hal böyle olunca sistem içinde öğrencilerin yetenekleri, daha küçük yaştan itibaren yontuluyor, hevesleri kırılıyor, yanlış yönlendirmeler sonucu sayısı her geçen gün daha da artan mutsuz insanlar, mutsuz çalışanlar…

Sir Ken Robinson, yaratıcılığı besleyen bir eğitim sistemi yaratma fikrini çok keyifli ve sürükleyici bir anlatımla paylaşmış. Robinson’un bu mizahi ve sürükleyici TED konuşmasını aşağıdaki linkten Türkçe altyazılı olarak izleyebilirsiniz.

https://www.ted.com/talks/ken_robinson_says_schools_kill_creativity

Bugün
 çocuklarımıza, sürekli değişen ve kendimizin bile çözemediği bir sistem geliştirip, o sistemin getirisi sınavda 
başarı 
teknikleri göstererek,
 hayatın
 bir
 sınavdan ibaret
 olduğunu 
öğretiyoruz. Ve onlara 
hayata
 dair pek de
 bir
şey 
öğretmiyoruz. 
Onlara 
son
 teknoloji 
ürünü
 cep telefonları, çantalarına
 da
 dizüstü 
bilgisayarlar
 koyabiliyoruz ama 300-500 
yıllık 
bir 
eğitim
 sistemini değiştirmek için hiç 
bir
şey yapmıyoruz. Yaratıcılığın, yeniliğin
 ve
 hoşgörünün
 pek 
de 
hoş 
karşılanmadığı
 bir
 eğitim
 sisteminden,
 yaratıcı öğrencilerin çıkmasını
 bekliyoruz.

Sir Ken Robinson konuşmasında bir bölümde yanlış yapmaktan korkarsan orijinal bir şeyler üretmekten de uzak kalırsın diyor.

Vay diyorsun. Bu çok fazla…

Bizdeki sistemi düşünsenize!

Onu yapma sakın… O oldu mu şimdi… Ah ne yaptın, hiç öyle olur mu?

Olur mu?

Olmaz!!! Gerçekten de olmuyor zaten. Yetişkin olduklarında da kapasitelerini yitiriyorlar.

Ken Robinson’un Yaratıcı Öğrenciler kitabında bir de şöyle diyor. Etkili bir değişim için; İnsanlar ilerlemelerini sağlayacak bir vizyona ihtiyaç duyarlar. İnsanların değişiklik yapabileceklerini ve bunun için gerekli olan becerilere sahip olduklarını hissetmeleri gerekir. Onların değişim yapmak için iyi sebeplerinin olduğuna, gelecekte şu anda olduklarından daha iyi bir yere gelebileceklerine inanmaları gerekir. Dönüşüm yapmak için maddi ve kişisel kaynaklara ve istedikleri yere gitmek için bir eylem planına ya da en azından kendi yollarında yürümelerini sağlayacak birine ihtiyaç duyarlar.

Aslında bir formül bile var. Hazır.

Zaman yaratıcı, olağandışı fikirlerin zamanı. Zaman değişim zamanı… Zaman değişimin gerçekleşme zamanı…

Gandhi’nin dediği gibi, eğer dünyayı değiştirmek istiyorsanız, görmek istediğiniz değişimi önce kendinizde gerçekleştirmelisiniz. Yeteri kadar insan hareket ettiğinde, bu bir hareket olur. Eğitimde tam olarak ihtiyacımız olan şey de budur diye düşünüyorum.

İşte benim de tam da şu dönemde yeni yılda en büyük dileğim, yaratıcı, değişime açık, kendine güvenen, yapabilen, üretebilen ve yaşayan okullar ve orada geleceklerini tasarlayabilmeye cesaret edebilecek çocuklarımızın yetişmesi…

Mutlu yıllar…

Ceyda Tezel

Aile Danışmanı – Profesyonel Koç
www.optimalkocluk.com.tr