Yaz (ama) manın AŞK hikayesi

,

Düşüncelerini/duygularını ifade edebilmenin en güzel yöntemlerinden biri de yazmak diye düşünüyorum! Kendine ya da başkalarına…

Yazmak konusuna biraz daha yakından bakarsak, hiç de kolay değil aslında! Hele bir de düzenli bir şekilde yapmaya uğraşıyorsan, iyice zorlaşabiliyor. Eğer kafanda şekillendirdiğin, anlatmak istediğin özel bir konu yoksa önce ne yazayım diye başlıyorsun. Sonra bir bakmışsın ki ilk yazmaya başladığın konu öylece bir başına kalakalmış, elindeki yazının içeriği taa nerelere kaymış gitmiş!

Kendine kendine gülüp, ‘’-Hani yazacak bir şeyin yoktu?’’ diyorsun. Bu sefer de yazdıklarının içinden ayıklayıp çıkarmak bir ya da en fazla iki konudan bahsetmek için uğraşırken buluyorsun kendini…

Tüm bunların yanında bir de ister istemez kontrol etmek, yazdıklarına bir sınırlama getirmek sorumluluğu da bulunuyor. En başından kelime kelime uygun mu diye bakıp düzeltmeye çalışırken, aslında anlatmak istediğin gibi olmamış, düşündüğünü tamamen aktaramamışsın, hatta hafif bir yavanlık varmış gibi geliyor bazen! Bu yavanlık da kalksın bir güzel anlaşılsın diye çabalayıp istediğini tam olarak anlatmaya çalışırken bir detay bir detay vermişsin ki sorma gitsin… Daha tamamlanamadan kendin sıkılıyorsun yazdıklarından… (tam da şu anda belki sizin de sıkıldığınız gibi J)Hadi bakalım sil baştan!

Yaaa işte öyle bir solukta hızlıca okunan ya da sadece göz atılıp bırakılan bu yazıların bazılarının böyle bir hikayesi var, en azından benim için öyle! Yani her insanın bir hikayesi olduğu gibi, her yazının da bir hikayesi var işte! Yoksa da yazmaya başladığında kendiliğinden oluşuyor zatenJ

Biraz daha ilerlersek, okunmasını istiyorsan yazıya uygun, ilgi uyandıracak bir başlıkla başlamak gerekiyor. İnsanların dikkatini öncelikle bu çekmediyse yandın zaten! Genelde kimse okumaz, hatta normal şartlarda konu ilgi alanında olsa bile o anda gündeminde değilse de okumaz/okuyamaz.

Başlıktan sonra gelelim yazıdaki ilk cümlelere, okuyacak olan için şu sevgili merak güzellik uykusundan henüz kalkmadıysa ya da sen bu satırlara kadar uyandıramadıysan şansın tamamen bitmiştir. Ne yaparsan yap kimse (çok sabırlı değilse) sonuna kadar devam edip bitiremez.

Okuyan kişi her şeye rağmen tamamen bitirdiğindeyse; Belki,-‘’Amaaan bu muydu’’ bakışı, belki koca bir soru işareti veya yüzünde hoş bir gülümseme ya da bana göre en güzeli, damağında hiç gitmesini istemediği bir tat kalmış gibi keyifle şöyle bir arkaya yaslanılıp düşüncelere dalma hali…

Buraya kadar yazdıklarım neye benziyor, fark ettin mi? Benzetmelerimiz yaklaşmışsa sen de hafiften gülümsedin diye düşünüyorum J

Sanki biraz potansiyel bir aşkın ilk zamanlarına benziyor değil mi?

İlk karşılaşmalarda, önce fiziksel özellikler gündemdedir ya! Yazı başlığı misali ilgi çekilir. Sonra flört başlangıcındaki ilk konuşmalarla karşındakinin dikkatini yakalarsın. Bu ilgi devam ederse ne ala seni derinlemesine tanımak için çaba gösterecek ve ilişkisini sürdürecektir. Değilse aşk hikayen yarım kalır, aynen okunmayan/okunamayan yazılar gibi…

Bazı küçük farklar da var tabi! İkili ilişkilerde neredeyse hemen herkes kendi hikayesinin kahramanı olmak isteyip, karşısındakini figüran yapmaya çalışırken, bir yazı yazdığında aslında tüm kahramanlar başroldedirJ

Bu yüzden de yazmak tek taraflı bir AŞK gibidir bazen… Karşılıklı olması beklenen L

Şimdi ben burada kesip sizleri kendi hikayelerinizle baş başa bırakıyorum. Sonunu istediğiniz gibi tamamlayın! Bakalım yukarıda tarif ettiğim sonlardan hangisine daha çok uyacak?

Önümüzdeki ay görüşmek üzere!

Sevgiyle kalın

Belma Kafadar KARAÇAM
Profesyonel Koç