Yeni Yıl

,

Her yeni yıl hayatımızı ve esenliğimizi zenginleştirecek bir zaman dilimidir. İçimizi bir heyecan kaplar. Günlerce özenli hazırlık yapılır. O gece birlikte harika bir gün yaşansın; tatlı, hoş ve güzel geçsin isteriz. İçimizdeki mutluluk kaynağımız coşar. Çünkü yeni yıla mutlu giren, tüm yıl boyunca hep mutlu olurmuş, buna inanırız.

Elbette kutlamalar ve eğlence tarzları çok değişti. Eskiden ailece evlerde yılbaşı sofrası etrafında toplanılır, neşeli bir havada gece merakla beklenirdi. Arabesk şarkılar siyah-beyaz televizyon kanalında izlenir; ekranda yürek hoplatan figürleriyle bir dansöz tam gece yarısı görünür, beş dakika göbek atıp kaybolurdu. Sanki tüm dertler bir anda unutulur, yeni yıla göbek atarak girilirdi. En çok para, sağlık ve mutluluk dilenirdi. Mutluluğun bir arayış, hareketli bir hedef, hiç bitmeyen bir yolculuk olduğu sanırım biliniyordu.

Şimdi hiçbir şeyin eski tadı yok. Dünyanın neredeyse çivisi çıkmış. İklimi, atmosferi, ülkelerin liderlerin tutumları değişmiş, En güzel bir şehrin dünyaca ünlü bulvarından akan insan yüzlerine bakınız. Mutsuzluk, umutsuzluk, endişe, gelecek korkusu, kavga ve çatışma olasılığını hissedersiniz. İnsanların yaşam tarzı, bakış açısı, beslenme tarzı çok farklılaşmış. Bu hava içinde, dünya insanlığı olarak yeni bir yıla daha giriyoruz. Noel pazarları kuruluyor, hediyeler, havai fişekler ve ateş şelaleleri ile yeni yılı karşılayacağız. Bizde Noel dini bayram değil; yeni yıla adım atmak, tatil, eğlence ve hediyeler demektir.

AVM’lerin yüzü, sokaklar, caddeler parıldıyor. Vitrinler neon ışıklarıyla, Noel figürleriyle dekore edilmiş, yeni yıl ağaçları süsleniyor, partiler düzenleniyor. Kentin her yerinde eğlence mekânlarında, restoranlarda rezervasyon yaptırılıyor. İnsanlar eğlenecek ve çevrelerine neşe saçacaklar. Yeni yıl tatilini kayak merkezlerinde geçirecek olanlar çoktan yola çıktılar. Keşke insanların neşesi yıldızlar gibi gökyüzünü bütün yıl aydınlatabilse! Bu coşkuyu tüm yıl boyunca içimizde taşıyabilsek! Hayatın amacı mutluluğa odaklanabilsek!

Evlerde heyecan, tatlı bir telaş; camlarda ışıklarla süslenmiş Noel ağaçları var. Aile, akraba, eş, dost, arkadaş ve sevgilileri bir araya getirecek şölen türünden zengin bir sofra hazırlanıyor. Dışarıda restoranlar, barlar gençlerle tıka basa dolacak. Evden kaçıp felekten geçen yılın son gününü çalmak isteyenler seçtikleri bir mekânda yeni yılı coşkuyla, şenlikle kutlayacaklar. Çığlıklar atıp, sevgi ve havai fişek gösterileri arasında birbirleriyle sarılıp öpüşecekler. Ev ortamında yiyip içip televizyon karşısında sabahlara dek eğlenecekler.

Hele bir de önceden savrula savrula kar yağmışsa. Hatta o gece kar yavaş yavaş, lapa lapa bir gümüş konfeti gibi kaldırımlara düşüyorsa. Bir tatlı sevinç gibi kristal kar taneleri sokakları mutluluktan bir örtü gibi bembeyaz kaplamışsa. İşte o zaman bu atmosfer, şahlanan bulutların tango ziyafeti şehvetiyle yıldırımlara dokunup bütün gizemi ve esrarıyla insanlara yeni yılı getirmiş olacaktır. Karın nurdan saltanatı başlayınca, insanları birbirlerine yakınlaştıracak romantik ve duygusal ortam tamamlanmış olacaktır.

Zamanımızı her birimiz için önemli olacak şekilde harcamak ve dokunduğumuz herkes için bir anlamı olsun istiyoruz. Ancak, şu tek düze hayatımız iyi-kötü, acı-tatlı bir akışta tükeniyor. Zaman akıp gittiğinde ise artık o ana dönmek mümkün olmuyor. Yeni yılın zaman dilimine girerken insanlar, yeni bir başlangıç, değişim, dönüşüm güzel bir hayat, mutluluk ve sağlık diliyor. Her yeni yılın hayatın harika dönemlerinin bir başlangıcı olmasını arzu ediyorlar. Aynı zamanda, nice dileklerle, sürprizlerle, hediyelerle, bir şölen havasında karşıladıkları önceki yılın bütün stresini atmak için çılgınca eğleniyorlar.

Yeni yıl insanlara yeni imkânlar sunarken beraberinde pek çok engeller de getirebilir. İnsanlar yetenekleri olmaması ve torpilleri karşılığında, yeteneklerinden daha orantısız bir biçimde para kazanıyorlar. “Yeryüzündeyiz ve bunun bir tedavisi yok” diyor, Samuel Beckett. Adaletin olmadığı dünyamızda, ülkelerin ve sakinlerinin yaşam düzeyleri arasında büyük bir uçurum oluştu. İnsanlığın küçük bir bölümü bolluk içinde yaşam sürdürürken diğer büyük kısmı asırlardır açlık içinde kıvranıyor. Oysa hayat diğerkâmca yaşanırsa anlamlıdır. Pet Mesiti, “Hayat diğer insanlar için payımıza düşeni yapmaktır” diyerek bu durumu özetliyor.

Yeni yılı özel ve mutlu bir gün olarak algılayıp, umutlarımız yeşersin istiyoruz. Sonunda umutlarımızı sömürüp çekip gittiğine şahit olmakta var. İnsan eğer daha sağlıklı olmak istiyorsa, kendine fazla vakit ayırması, sevgi ve neşesini başkalarıyla paylaşması, yeni hedefler için çaba göstermesi gerekir. Yeni şehirler, insanlar, lezzetler keşfetmek, yeni ufuklara açılmak gerekir. Zira hayat çevrenin bize sunduğunuzdan çok daha farklıdır.

Mutluluk her zaman enerji ve disiplin ister. Gerektiğince sormayı, sorgulamayı, dinlemeyi daha iyi yapmalıyız. Sevdiklerimize olan tutkularımızı daha iyi ifade edebilmeliyiz. Mutlu yarınlar, gerçek vefalı ve sadık dostluklar oluşunca anlamlı olur. Hayat, espri ve hayal gücüyle bezenmiş, kültürle dokunmuş, cesaretle güçlenmiş ve ümitlerle canlandırılmışsa bize hoş gelecektir. Dostlarımızı hatırlamalıyız, Özellikle gençlerle birlikte olmalıyız. Çocuklarla geçen vakit dünyanın en mutlu zamanlarıdır. Yeni yıl egolarımızın aşıldığı, bencillik yılı değil gönül yılı olmalıdır. Sade bir hayatın getirdiği zenginlik ve özgürlük ikliminde yaşamak mutlu olup mutlu edebilmek olmalıdır. Geçmişlerden daha harika bir yıl olmalıdır.

Hayata daha olumlu bakabilmek, birikimleri paylaşıp harcayabilmek, tutku duymak, bol bol sohbet ve yürüyüşler yapmak ne iyi olacaktır. Her yıl mümkünde baharda turfanda tatille bedenimizi kış uykusundan uyandırmak, yeni yerler gezip görmek bizi verimli kılacaktır. Bol bol kitap okumak, kısa günlük tutmak insanı mutlu eder. Anılarımızı, tecrübelerimizi, yaşadıklarımızı toprak olmadan yazarak sonraki nesle aktarmalıyız. Sevdiğimiz insanlarla daha fazla birlikte olmalıyız, ancak kimseye aşırı bağlanmamalıyız.

Bilmeliyiz ki, insan kendisi için istediğini sevdikleri için de dilemedikçe kolay mutlu olamayacaktır. Bütün yıl boyunca iyilik ve neşe dilemeliyiz. İyilik yapmanın mutluluğunu tadabilmeliyiz. İnsanları umursamayı, yoksullara daha fazla yardım etmeyi düşünüp daha iyi bir dünya hayal etmeliyiz! İçimizdeki yoksunluğu gidermek için, insanı mutlu eden sıcak insan ilişkileri, insanlara dokunmak, insanlarla ısınmak, yalnızlığa son vermek, geçmişin izleri ve geleceğin korkularını silip huzura ulaşmayı içselleştirmeliyiz!

Yine de yılbaşı özel bir gündür. Her doğan gün yeni bir umuttur. Bolca para ve mal dileriz. Ancak paranın ve malın azı da çoğu da insanı perişan edebilir. Kararınca dileyelim ve hepsinden önemlisi daima şükredelim! “Para mutluluk getirmez” sözüne katılamam. Para yapmacık mutluluğu satın alabilir. Mutluluğun zaten kaynağı içimizdedir. Önce sağlık dilemeliyiz. Noel Baba kapıdan bacadan girip muhakkak hediyelerini getirecektir.

Yeni yılı şu dizelerimle karşılarken okuyucularıma mutlulukla geçecek yeni bir yıl diliyorum.

Koskoca bir yıl nasıl da hızlı geçti,

İnan gönlüm bir yıl daha gençleşti…

 

Ali AKÇA